Ey narının firkatine abad olduğum Yarim
Bir hiçliğin kadrindeyken lütfettiğin nefesin meşkiyle emanetin nöbetçisiyim
Sen yarattın, vicdanımla ruhuma fevkalade ülfetli latiflik kattın
Kitabı celilinle bizleri muhatap kıldın, rasülünle asırların fercrini aydınlattın


Aczimin farkındayım, lakin fevkalade unutkanım
Hoyrat bir tabiatın, edepsiz bir halin
Ve aklı selimlikten noksan ahvalimle şimdi divanındayım
Ne kadar gözyaşımı döksem, secdelerde gönlümü hasretsem yinede kifayetsizim


Sabiler misali bir mahzunluk içinde hiçliğimle yine başbaşayım
Sayısız heveslerim, hesapsız kalbi lekelerim, mizan için şimdi ne söylerim
Nereye baktımsa, salkın saçak kuşatan ayetlerin aşikarken bilmem ne deyim
Bahanelerin sığınağında mı vakit geçireyim, kalbim için aşkı nasıl dileyim


Evet, çare adına sen yegane adressin, sahibimsin ve Rabbimsin
Gönlümü hicran sağanağından emin eğle, ruhumun feryadını bir nebze olsun dinle
Bahşettiklerin karşısında aczimle boyun büküyor,irademi teslim ediyorum
Ne kadar nankörlük varsa elbet kendimden biliyor ve öylece sesleniyorum


Gönlümü senin sevginden bizar eğleme, nefsimin hoyratlığına teslim etme
Kıt aklımla nankörlüğün sarhoşluğunda yarsiz bırakma, hali fakirliğimi kesme
Umudun aşklaşan senasından azat eğleme ve emellerimle bütünleştirme
Gül kokusunu kalbimden eksik eyleme, ruhumun hicran damlalarını dindirme


Ne kadar ağlayıp yalvarsam, bilirim ki kayıtsız kalmazsın
Hali fakirliğimi yalnız bırakmaz ve bir gönül burukluğu yaşatmazsın
Çünki sen Rabsın, kulun için Rahmetini hiç esirgemeyen en latif bir gaffarsın
Sen kulun için en mücerret cenahsın, aşk için kapılar aralarsın, gönül dilini sen anlarsın



Mustafa CİLASUN