Suskun bir melalin alıp götüren efkârını sessizce yudumluyorum
Nereye yönelsem ve bir iştiyakla umudun tavında, aşkın şevkine erişsem diyordum
Sinemi dağlayan bizarlığı hiç istemeden, yüreğimde ağırlıyordum
Çare adına her ne varsa, merakım edeple bir arsa, aklımı sevk ederek adımlıyordum




Salınan yaprağın hicranını sanki halimle buluşturuyordum
Ne muştular içinde kayboluyor ve ne de mefkûrem adına ruhumla yüceliyordum
Niye bu kadar yoran bedbinliğin içinde hayatı sorguluyordum
Muhakemenin nidasıyla avunarak bir hal oluyor ve umuda şevkle sarılıyordum




Vadiyi saran yeşilliğin hallerinde vicdanın masumiyetini anıyordum
Salınan bin bir renkte çiçeklerin, esen ve hüznüme refakat eden meltemi anlıyordum
Ne kadar bizar kalsam da, umut kalbime sürur ve esini ikram etmeyince ağlıyordum
Kimseye söz etmeden ve dalların gölgesinde nefeslenirken yine hicranla bakıyordum




Ne oldu bu solgun kalbime, hani umudun kanatlarında aşkla ufka konacaktı
Hülyaların latifliğinde gönüllere muhabbetle aşkı anlatacaktı ve bizzat yaşayacaktı
Şimdi sanki kanatları kırılmış bir kuş misali suskun kaldı, çaresizliği andı
Melalim hıçkırıklarla sükûtun kollarına atıldı ve hüzünle sevda adına hayıflandı




Halimin efkârına hiç aldırmayan bütün kuşlar mı vefasız
Sular akmadan durulmayan sevdaymış, ülfetle hakikati gönüllere akıtan bir aşkmış
Bir zamanlar neler yaşanmış ve mazi edebiyle yüreklerin fecrinde sabahlarmış
Ne gece hicranınmış, ne gün hesapsız sultanmış ve umutla aşk kalpten kavrayışmış




Mustafa CİLASUN