Taptaze bir bahar tütüyor az ötelerde,
Şimdiden duyguları tentene gibi sarmış.‎
Güneşi hiç batmayan o sırlı tepelerde,
Meğer bir başka gündüzün şafağı ağarmış!‎

Ürperten manzarasıyla hassas sînelerde,
Birer doldurulmaz derinlik oyan geceler;‎
Aydınlığa açık gönüllerde, perde perde,
Gündüz gibi ağarır, hep Cenneti heceler...‎

Akşam olunca tüllenmeye başlar emeller,‎
Tatlı rüyâlara dönüşür o eski çağlar;
Rûh bu hülyâ içinde düşer, kalkar emekler,
Hep Sonsuz için inler, hep Sonsuz’a dil bağlar.‎

Ufuklar kararsa da onun ziyâsı sönmez.
Bir renk ve ışık dünyasına doğru şahlanır..
Erilmezlere yelken açar, geriye dönmez;
Hep rûhlarla uçuşur, ışıkla kanatlanır...‎

Ân olur, yer göğe, dünya ukbâya dönüşür
Ve bu hisle varlık bitevî baygın görünür.
Rüzgâr kahkahalarla eser, renkler gülüşür,
Bu duyguyla insan ebedîliğe bürünür...‎

Artık ne hicranlı akşam, ne ağlayan hazan;‎
Rûhun râbıtalarıyla her yan masmavidir.‎
Her seste bir ölümsüzlük nağmesi nümâyân..‎
Bu iklimde her fâni âdeta semâvîdir...‎

Aşk ve vuslat ihtiyacıyla var olan insan,
Ömür boyu hep bu hislerle yoğrulur durur.
Gönlünde buğu buğu billûrlaşan mânâdan,
Öteleri duyar ki, bence murat da budur.‎

M.FETULLAH GÜLEN