Sanki yılgın bir savaşcı gibiyim
Elbet susacaktır hicranın lahzasında titreyen bu kalbim
Kime ne söylerim, ancak kendi fakirliğime avdet ederek, ruhumun sahibine iltica ederim
Nefes nefese umutları beklerim, açık denizlere nazar ederim, sanki kuşlar gibi figan ederim



Şimdi sokaklar bomboş ve kim sorhoş
Sakinin elinden bade içen mi, yoksa kalbin nidasında nefeslenmeyen ben mi
Neler hikaye edilmişti, idrakim ve izanım için ibret içinde serpilmişti, peki neler değişti
Keyfiyetim ve nefsi arzularım dimdik ayakta nöbettçiydi, aklımın ihtiyaçları hakikatmiydi



Kaldırımlar uykuya çekilmiş sanki
Birbirine girmiş parke taşları soğuk bir serencamın kollarında naçarlardı
Peki, altında can çekişen nefesler umuda nasıl bakarlardı ve kimden hakkını arayacaklardı
Zavallı köpekler yine çöp koyteynerlerine bakıyor, bir umut içinde aranıyorlardı, ne ayazdı



Sokağa bırakılmış sabiler aklıma geldi
Neden nesiller bu ahval üzre nefeslerini ve iradelerini hiçe saymışlardı, acıydı
Evet, illa ki bekleyen bir hesap vardı, lakin akıl ve izan sarhoş olmuşsa ne kadar ardı
Neden zafiyetler bu kadar pikleşerek can ce canan adına serserilikler şimdiden ayaklandı



Hasret çektiğim bir edep kalpte anlamlaşandı
Şayet ruhun ve yüreğin didarından sudur eden aşk, nefesin zaviyesinde uzaksa acıydı
Şimdi serkeşlik neden insanların serdettiği fiildi, halin lahzasında esinleşen aşk nerdeydi
Demek ki tefekkür ve tezekkür mukallitliğin kavlinde hasredilen bir ahvaldi, kimlere yaradı



Mustafa Cilasun