Bilmem ki ne kaldı ömür payesinden bahşedilen bir nefesin müddetinden
Dinmeyen feryadın hiç anlaşılmayan hicrani nağmesinden akseden güftesinden
Nefesin mahçubiyetine abat olan edebin gönül kalesinden ve öğretisinden
Beklenen umutların, ruhuma yaşattığı vecdin hikayesini anlatan yaşantısından


Artık ne çıkar, kalbim yılların hasretiyle kim için ağlar ve yanar
Açık denizlerin ruhumda bıraktığı firkatin suhuletine kim bakar ve hakkıyla anlar
Hikmetine ram olamadığım çileli sancılarım, yıllardır yüreğimi hüzünle dağar
Gözlerim çaresiz bakar, umutlarım ummanın aşkıyla gönlümde şimşekleri çakar


Ne fecrin kalbimde aksettirdiği ülfetin esinindeyim, ne de yüreğimin sesindeyim
Sanki vurgun yemiş bir gönlün batmaya ramak kalmış halinden biçareyim
Bilmem ki niye böyle bir divanelik içinde ve akılsız kalbimle hıçkırıklar içindeyim
Görmediğim düşlerin, hasretine bandığım gülüşlerin aczi içinde bir fakirim



Korkuyorum artık bir haber gelecek diye, gönlümde ki hasretin ülfetli nefesinden
Kalmayan halimin bıtkın eşkalinden, solgun nefesin busesinden ve fersiz gözlerden
Tanınmayacak hale getiren sevdanın çileli sahnesinin tesirinde ki geçmiş düşüncelerden
Naçar bırakan, uhteyi yürekte kurutan, umutla yaşatan şakınlığın payesinden


Ne söylesem işitilmez, kalbin sesi lal oldu kimselerce artık fark edilmez
Gönül, ölümle ülfetin bağrında bu bedbinlik içinde asla dirilmez ve filizlenmez
Bir vefanın kadriyle nefesler aşkın rahlesinden geçerek bu halde sadakata yönelmez
Söz, akılla kemale erdirmez, irade malahatla vuslatın hisarına eriştirmez


Yeis gönlün açık kapısında eğleşmez, bakir vicdan aşk için buğuz etmez
Dil ne söylese de, kalb aşkın esiniyle terennüm etmeyince, sürur sinede yeşermez
Tefekkürün vecdi bir insana nasip olmayınca hakikat asla hevesle nefsi nizam etmez
Akıl, aşkın şehredilmesine kifayet etmez, nefes vuslata ram değilse takva zerkedilmez



Mustafa CİLASUN