Issız ve bir o kadarda derin sulardayım
Ne dalmanın, ne avare olmanın serkeşliğinde bulunmaktayım
Zihnimi işgal eden, yüreğimi inleten, sinemi hicrana sevk eden efkârı solumaktayım
Bazen ayılıp, yaşadığım sancıları unutup, süruru kuşanıp kansam da yine vurgunum


Ne yanmanın farkında lığında olanım
Ne dağlanan yüreğin vurgunluğunda soluyup, asilik yapanım
Uysallığın kadrinde, tefekkürün teşekkülünde, inşirahın hasretinde nefesi bırakanım
Müddeti nefesi ömrün hüzünlü sahnesini ve hevesin derdest eden elemini anlatamam


Aşk bitti diyorlar, bilmem ne yaşıyorlar
Ruhun insicamından, kalbin suskun çığlığından söz mü ediyorlar
İradeyi lav eden, gönlü hasrettiren, hissiyatın ülfetini inkişaf ettireni görmüyorlar
Gönül kapısı açılmayınca, âlemin ufkundaki ayetler okunmayınca, elbet farkı başka


Ağlamak pek tabii olan bir hissiyattır
İnsanın yaratılışıyla ilzam olan en mukadder sanattır ve haktır
Duygusallığın serencamında dile gelen meramın adresinde vücut bulan hicrandır
Hissedilen ne varsa, edebin deruniliğini kuşanmak farksa, yakarışlar feryatsa hardır


Esin, hıçkırığın sükûtuyla dağlayandır
Dil sussa da, gözler baksa da, umutlar kanatlanmayınca acıdır
Aşk, kalbin mayasıdır, uzletin sadakatine müdrik senasıdır, hissiyat farklıdır
Akıl ilme, nakil kavle, istişare edebi delile, şura tahkikin fevkindeki kalple furkandır


Mazlum hale düşmüş millet zanlıdır
Failin refakatinde, maslahatı methiyede, günü kurtarmak bahanedir
Bahşedilenin farkını unutarak, âlemi deryanın feryadını duymayarak nefsanîdir
Ne kalbi suçlamak, ne ruhun hicranıyla yanmak kifayetsizdir, aşk onun için zevktir


Nisa, sezginin ferahlığında abidedir
Kalbinin ve iradi tahkikin netliğinde ülfettir, aldanıyorsa hissi nefestir
Adam, âdemliğin rüknünde, erdemin güdümünde, sadakatin rahlesinde bir sanattır
Azimet için en kutsi farktır, akidesine sadık değilse bühtandır, sadece beşeri farktır



Mustafa CİLASUN