Ne vakit içim daralsa
Ruhum umudun pervazlarında aşkı yudumlasa
Gün, güneşle meşk yaparak mizanı hatırlatınca, hicran karşımda
Kutsiyeti sine-i melalimi kuşatınca, hüzün başlıyor yine sancılar refakatiyle


Ne zaman nazar etsem
Tertemiz bakirliğini sineler için hazla güftelesem
Esrarlı mazisini idrakin bünbit iklimine hasretsem sevdana erişsem
Kalbin sahifelerindeki izlerin naifliğini nefeslenerek ve kutsiyetinle yücelsem


Bazen efkâr seninle akar
Hicranın esrarıyla suyun latifliğine yönelir nazar
Vakar suhuletindedir ey endamlı bahar, vadiler seninle süruru yaşar
Aşk, hasrettiğin suyla gönüllere şifa olarak akar ve eksilmeyen kar sine yakar


Mısra aşkla yazılırsa akar
Suyun sükûnetinde, kalbin sahifesinde ibret ne ar
Sinemi ihata eden heyecan seninle başlar, hissiyatım durmaz dağlar
Zarafetinde fevkalade bir edep var haşmetin suskun çığlığınla gönülleri yakar


Serviler bir başkaydı mazinde
Kesilen onca çınarlar seni mahzun bırakıp yaktı
Ne kadar o masumluğunu anlayan vardı, kim gamınla yanardı farktı
Medeniyetleri ilzam ettin, sessizliğin her katresinde aşkın letafetiyle şükrettin


Ecdadım payidar oldu seninle
Gönüller sürura gark oldu aziz nefesinle feyzinle
Alıp götüren tefekkür kalbi fakirliğimde, inşiraha yöneltiyor sevgiyle
Nereden baksam aklığın hülyasında kutsiyetin farkını seninle anlasam az gelir


Seni anlamak arifliğin şevkidir
Eren gönüller senin hamiyetinle aşkı uzlete çekilir
Her şey hesap edilerek, ruhun hicran damlaları sineme hüzünle gelir
Aşk, bir umut işidir, vasıl olmak bahtın tezahüründe fevktir, niyetinle kaimdir



Mustafa CİLASUN