Henüz vakit dolmamıştı ilhak için
Ne derlerin sultası halim için en çetrefilli bir seçim
Neden beni bana bırakmıyorlar
Ne geldiyse akıllarına arlanmadan söylüyorlar
Ne kalbin hicranını
Ne ruhun serencamındaki vaadini
Ve hatta nasibi mukadder olacak hikmetlerini
Bir şekilde anlamalıydım


Çaresiz sabretmeliydim
Duyduğum ne varsa ve henüz izanım sadıksa
Yüreğimin suskun çığlıkları umutlarım için bir adımda
Ülfetin firkati simen için ağıtsa
Yüksünmeden, yeisi terennüm etmeden yürümeliydim
Nice aşıkların ve hatta şairlerin yalnızlıkaları
Anlaşılamayan hıçkırıkları
Ancak terki diyar ettiklerinde yad edilip anılıyordu


Annemim çığlığı geldi aklıma
Bilmem ki şimdi hangi ahvalin kadrinde çırpınıyorsa
Hasrettiği şefkati
Vehmettiği bilinç altı dehlizi
Naçar kaldığı hamiyet hasretetindeki beklentisi
El açığ ağladığı ve yakardığı
Umudun her katresinde avunup kaldığı
Bazen içini çekerek hayıflandığı gözlerimin önünde şimdi


Düşünmek kifayet etmiyor
Ne ilim ve hatta azimete amade olan seçim yetmiyor
Ne kadar güçün varsa ve hatta empati kursanda
Gönüllerin ikliminde aşkın vecdini bulmadıkça yakınlaşmıyor
Kan akıyor, talan devam ediyor, insanların feryadı niye duyulmuyor
Dünya ayni hesabı görülen mekan değil mi
Hayır ve şerrin hukukiliği aşikar olan bir şerii delil değil mi
Ahirete havale etmek ve gönülleri dünyevileştirmek hakikat mi



Mustafa CİLASUN