Evet, dinlerarası diyalog çalışmaları, meyvelerini vermeye, özellikle, İsevi ruhaniler üzerinde olumlu etki bırakmaya devam ediyor. Bunlardan bir diğeride Prof. Schwarzenau (Prof. Dr. Paul Schwarzenau-Dortmund Üniversitesi Katolik Profesörü-bakınız Resim). Kendisi, Teslis inancına sahib Hristiyanları, İslam’ın Tevhid İnancına davet etmektedir.
.Diyalog sonrası Hakikati gören Katolik Profesör : "Kur'ana tabi olun Samimi ifadelerinden birkaçını inceleyelim:



Bir Hristiyan olarak, Kur’an hakkındaki düşüncelerimi ve Kur’an ile ilgili şahsi bir tecrübemi paylaşmak istiyorum: Ruhen sıkıntılı olduğum ve manevi bir hastalığın bana yaklaştığını hissettiğim ve huzursuzluk yaşamaya başladığım bir dönemde, aklıma Kur’an okumak geldi. Okurken, birden sanki Allah’ın konuşmasının (Rahmetinin) beni sardığını hissettim. Evet, sanki Kur’an okurken, Allah benimle konuşuyor ve bana hitab ediyordu! Allah gelmiş ve gelecek herşeyi kuşatandı. Allah insanın göğsünü adeta açıyor ve Kur'anın Ayetleri oraya giriyordu! Evet, o günlerde İncil beni tatmin etmiyordu, çünkü hitab etme uslubu Kur'anın ki kadar huzur vermiyordu! . Sanki Kur’an, İncilin bir üst makamında idi. Ve artık kanaat getirmiştim, Kur’an Allah’ın bir Kelamıydı! Kur’anda Tevhid İnancını öğrendim! '

Prof.Schwarzenau, bu ifadelerinin ardından, Kur'anın Hıristiyan ve yahudileri, İslam ile Diyalog yapmaya çağırdığını belirttikten sonra, konuyu Hz.Muhammed'in (SAV) son peygamber oluşuna getiriyor:

Kur’anı Kerim diyorki: ‘Muhammede (SAV) Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur (Ahzab Suresi, 33/40)

”Sonuncusu” ifadesinden, hem bir tasdik hemde bir bitim anlıyoruz! Hz.İsa, açık bir dil ile, kendisinden sonra gelecek bir Resule işaret etmiş ve adınada ‘ Faraklit’ demiştir! (bakınız: Johanna 16,7.13) . (*)

Hz.Muhammed’in oluşturmuş olduğu Ümmet kavramı, herhangi bir milleti, devleti veya herhangi bir Kilisevari oluşumu içermemektedir. Tüm Dünya’ya hitab etmektedir. Yani Universal bir İslamiyetin temsilcisi olarak , diğer tüm dinlere de hitab etmektedir.

'Son olarak diyebilirim ki, Hz. Isa´nin Mesih olarak gelip insanligin önünde duracagini söyleyen evrensel Islam dini son ve kalıcı bir dindir.. (1)

Yine bir başka makalesinde, Prof.Dr.Schwarzenau, Dinler arası Diyalog sayesinde, müslümanların kendilerini daha iyi tanıtma imkanı bulduklarına vurgu yapmaktadır :

'Hiristiyan ve Islam Dinleri Diyalogu“ son birkac yildir hic süphesiz büyük gelismeler göstermektedir. Hatta kendimizi coktan „üc Ibrahim dini“ demeye alistirdik bile. Bu da kardeslik baglarini savunan görüs sayesindedir. Birlik ve Beraberligin belirgin tasvir edilmesi; her firsatta yaklasip kaynasmayi hedef alinan dini törenler sayesinde gerceklesiyor. Bunlar Hiristiyanlik ve Islam icin diyalogun sevindirici yansimalaridir. Gercekte ise; kardes din Islam´in tam anlamiyla taninmiyor, özellikle „Islam´in üstün gelmesi“ korkusu beraberinde medyanın da desteği ile bir karalamaya meyil edebiliyor'

Prof.Scwarzenau, günümüz Hıristiyanlığı ile İslamiyet arasındaki en belirgin sorunun, Hırsitiyanlığın Kur'anı ve Hz.Muhammedi görmemezlikten geldiğini belirttikten sonra, bir takım deliller ortaya koyarak sorunun Çözüldüğünü ifade ediyor:

'Bu üzücü gerceklere fazla takilmadan iki din arasindaki asil büyük soruna geliyorum.Sorunun çözümü, Hiristiyanlik dininin köklerinde ve Kur´an´in ögretisinden aranmalıdır. Bir hiristiyan olarak bunu talep ediyorum. Burda sözü edilen sorun; Hz. Muhammed´in Allah tarafindan gönderilmis peygamberlerin icinde hiristiyan kilise ve cemaatlere yolgösterici olarak Allah´in mesajini iletmis olmasini kabul etmektir.'

Yazının devamında, Schwarzenau, Kur’andan Ayetleri delil getirmeye başlıyor :


“De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz.”(Ali İmran, 3/64)

Evet, bu Ayet ile Kur’an Diyaloğa davet ederken, Diyaloğun çerçevesini şu Ayette çizmektedir:

“İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: 'Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da, sizin ilâhınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur.' (Ankebut, 29/46)

Kur’anın geniş bir tolerans içerdiğini, bunu zaman zaman Katı Hıristiyanlıkta bulamadığını itiraf eden Prof.Schwarzenau, Hz.Muhammed (SAV) in, kendi döneminde ne incilin aslını nede tevratı bilmediğini, dolaysıyla Kur’anın Muhammed tarafından alıntı olarak yazılmış olmasının mümkün olmadığını, Kur’anın uslub bakımındanda insan üstü ifadeler içerdiğini ve Allah'ın Kelamı olduğunu beyan etmektedir!

İnsanın Yaratılışını veciz bir şekilde anlatan anlatan (Hac, 22/ 5-7) , Kainatta herşeyin Allah’a secde ettiğini beyan eden (Hacc, 22 /18) , insanların Allah’ın nimetlerine karşın hakkıyla şükretmediklerini beyan eden (Lokman, 31/31-32) Ayetlerden bahsederekn, İslamı sadece Hz.Muhammede inen din olarak değil, Allah’ın Hz.Ademden son peygamber Hz.Muhammed’e kadar tüm peygamberleri gönderilen bir din olduğuna vurgu yapmaktadır!

Hz.İsa (AS) mın çarmıhta öldürülmediğini (Nisa,4 /157) ve Allah’ın huzuruna çıkartılmış olduğunu (Nisa,4/158) Kur’andan delillendiren Prof.Schwarzenau, aslında bunun İncildede benzer bir yaklaşım içinde olduğunu (Job. 12,32, - 3,24 - 8,28) , aynı şekilde Kur’anda geçen Hz.İsa ‘nın yaratılışının yine Luka İncili ile benzerlik taşıdığını belirtmektedir.

En can alıcı tesbitinde ise Prof.Schwarzenau, Kur'anın şu ifadesinde ;

Meryem oğlu İsa da: 'Ey İsrailoğulları! ben size Allah'ın elçisiyim. benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak (geldim) .' demişti (Saff, 61/6)

Ayetinde geçen “Ahmed “ ismine dikkat çeken Schwarzenau, Johanna İncilinde geçen (16, 7) :

”Ben gideceğim, ta ki faraklit gelsin.....O sizi doğru yola ulaştıracak, çünkü o kendinden konuşmıyacak, duyduğunu sizlere iletecek, ve gelecek ile ilgili bahsedecek”

ifadesindeki “Faraklit” ‘in ,Kur’anda geçen “Ahmed (SAV) “ olduğunu kesin bir dil ile kabul etmektedir. (*)

Yine incilde geçen Hz.Musa (AS) mın ifadesinden: “ Benim gibi bir peygamberi Allah ortanca kardeşlerinin arasından gönderecek, ona tabi olmalısın” (Mose, 18,15)

Bu cümlede beklenen peygambere bir işarette (Jesaja 42,6.) da geçmektedir. Burda, beklenen peygamberin yeni bir Ümmet teşekkül ettireceği yazılıdr. Hernekadar, bir takım evangelistler bu ifadeden, beklenen 2.Musa ‘nın , Hz.İsa olduğunu kabul etmiş olsalarda, aslında Hz.İsa nın yeni bir ümmet teşekkül ettirmediği ortadadır! Ayrıca ifadede yer alan, İsrailoğullarının ortanca kardeşlerinden kasıt İsmailoğullarıdırki, burda apaçık beklenen peygamber Hz.İsa değil, Hz.Muhammed kast edilmiştir! Çünkü, Hz.İsa İsrailoğullarının soyundandır! '

Makalesindeki con cümlelerinde Nur suresi 35.ci Ayette geçen: “Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir” ayetinde geçen nur’u, Kur’anı okudukça gördüğünü ve her okuyuşunda bu NUR' a daha da şahid olduğunu belirtmiş ve artık teslis İnancına Sahib Hıristiyan Çevrelerinin bu gerçeği kabullenmesi gerektiğine vurgu yapmıştır!

Allah sayılarını artırsın!

Kaynaklar :

(1) http://www.designe-ligne.de/de/islam/kommentare/data/28-03-2003_17_59_24.php
(2) http://www.designe-ligne.de/de/islam/kommentare/data/28-03-2003_17_59_26.php

(*) Kur’anı Kerimde geçen ‘İncildeki ismi Ahmed’dir’ (Saf, 61/6) den kasıt, Hz.Muhammeddir. (Faraklit olarak geçen kelimenin aslı Yunanca’da ‘Piriklitos’ olup, Arapça ‘Ahmed’ kelimesinin karşılığıdır (M.Fethullah Gülen, İnancın Gölgesinde)