Uykularım vardı benim. Yıllarca farkına varmadan, düşünmeden, gelecekteki umut güneşimin doğmasına engel oldu.
Nasıl mekanik bir saat kurulursa durmadan, ben de kuruldum. Artık saati kurma sırası şimdi bende olmalı.
Yılların gafil uykusundan uyanıp, geleceğe umutla bakmalıyım. Umut güneşim ufuklardan doğmalı.
Doğacak olan bu güneş içinse; dış ticaret sermaye şirketleri kurulmalı, insanlık için yeni bir uygar dünyanın miladını başlatmalıyız.
Çünkü içinde yaşadığımız dünya, geçtiğimiz her yıl kendini yeniliyor.
İhtiyaçların ve taleplerin hızla arttığı günümüzde, içerdekilerin dışarıdakilere, dışarıdakilerin de bizim ürettiklerimize ihtiyaç duymalarını sağlayan devasa sektörler, dış ticaretin gerekliliğini ve gerçekliliğini açıkça ortaya koymuştur.
Bu gelişmeler ve bu değişim sadece baş döndürücü şekilde büyüyen bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişme; Sanayi, Tarım, Turizm, Hayvancılık, siyasi ve sosyal olarak da dünyamıza bakışımızı değiştirdi.
Artık iki kutuplu bir dünyada yaşamıyoruz. Artık Dünya küçük bir köy haline geldi, bir tuşla istediğin her yere ulaşılıyor, Günümüzde dost ve düşman tanımları değişti. Eskilerde kapılarını kapatan devletler bugün kapılarını dünyaya açtı.
Dünün birbirilerinin gölgesine dahi tahammül edemeyen devletler bugünün siyasi müttefikleri oldu.
Yaşamımızı etkileyen bu hızlı değişikliklere bazen çabuk adapte olmakta güçlük çekiyoruz.
Teknolojinin gelişimi onu doğru kullanmak için gereken. Teknolojik bilgiler insanlığın yaşamını kolaylaştıran birçok yenilik sunuyor.
Ülkemiz insanı ve Türkiye’miz de kaçınılmaz bir şekilde bu değişimden olumlu ve olumsuz olarak nasibini alıyor.
Dış Ticaretimiz yıllar önce, yeterli ve nitelikli iletişim vasıtalarının eksikliğini acı ama yaşamışlardır. Birçok ülke ticari bağlantıları yapabilmek için Posta ve teleks operatörleri ile ilişki kuruyorlardı.
Çünkü bazı ülkelerin geçmişte ülkelerinden ülkemize herhangi bir telefon bağlantısı dahi yoktu; faks ülkemizde ve dünya Ticaretinin hizmetine daha yeni yeni girmeye başlamıştı.
Cep telefonlarından bahsetmek belki ışık yılı kadar uzaktı. O gün hayal olan unsurlar, Günümüzün teknolojisi İnternet ve cep telefonu ile büyümüş ve
Teknolojinin Yaldızlı tahtına oturmuştur.
Dış Ticaretin Dünya Ticareti olmasının önemi kaçınılmaz olmuş ve Kurulan Dış Ticareti Şirketleri, dünya standartlarında ve ölçeklerinde ticaret yapabilecek şirketler, Pazar bilgileri ile hem de güçlü maddi bünyeleri ile Türkiye’nin dışa açılma ve dış ticaret hacmini geliştirme gibi bir misyonu yüklenmesi gerekli ve kaçınılmaz duruma gelmiştir.
Bu misyonu üstlenecek nitelikli ve bilgi birikimi olan teknik eleman ve sermaye sahibi şirketleri yatırıma yönlendirerek çalışacak, yetişmiş bilgi kalitesi olan insanlar büyük bir heyecanla değişik ülkelere giderek eksilerimizi artıya, artılarımızı daha profesyonel bir konuma getirmelidir.
Dış ticaretimizi çağdaş normlara oturtmak için daha akademik eğitim ve öğretim veren okullarımızın tanıtımını yaparak cazip hale getirmeliyiz; tek şansımızın eğitimden geçtiğini unutmamalıyız.
Çözüm yollarını deneme yanılma yönteminde aramak iyi bir öğrenme biçimi değildir bu tür bir yöntemi kullanmak aklımızın ucundan dahi geçmemelidir. Böyle bir davranış ülkemize, insanımıza ve Dış Ticaretimize çok pahalıya mal olabilir.
Türkiye’nin dünyaya açılması için ,dış ticaretimizi ve sermaye sahibi şirketlerimiz bilgi ve kültür birikimi belli konularda uzmanlaşmış Dünya standartlarında üretim yapan üreticilere ve firmalarla temsil edilmelidir.
Türkiye’nin dış dünyaya açılması ve bütünleşmesi Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Yurtta Sulh, Cihanda Sulh sözü ve Hz. Peygamberimizin buyurduğu gibi; Rızkın onda dokuzu ticarettedir, sözü, belki bugün manasına ulaşmış ve Cumhuriyetimizin verdiği medeniyet savaşının bir parçası belki Dış Ticaretimizle Mümkün olacaktır.
Bugün itibarıyla, Dış Ticaretimiz ve Sermaye Şirketlerinin yapabileceği şeyler, Dünya standartlarında ve ölçeklerinde ticaret yapabilecek şirketler yaratmaktan geçmektedir.
Bu kavram bizi“uykularımızın öldüğü, umutlarımızın doğduğu yere” taşıyacaktır.Türkiye’nin dış dünya ile bütünleştirilmesinin önemi dünden bu güne daha da fazla önem kazanmalıdır.
Artık olaylara farklı bir açıdan bakmak gerekiyor.
Şimdi ise bilgi çağının içerisindeyiz ve yeni Ticari örgütlenme, bilgi çağına göre şekillenmek zorunda. Artık bilgiye odaklanarak örgütlü olmak zorundayız.
Bu kavramın uzantısı olarak da dış ticaretimizdeki ulaştığımız bu günkü nokta bilginin nitelikli eleman istihdamı ile “bilgi” haline getirilmesinin bir parçası olmak zorundalar.
Dış Ticaretimiz dış pazarlar konusunda gerçek olarak uzmanlık ihtisası geliştirmelidirler. Buna paralel olarak ticaretimiz (ithalat, ihracat ve yatırım) kompozisyonda dış ticaret mutlaka resmi temsil ofisleri ve ülke hakkında uzmanlaşmış ve akademik eğitim almış personelle mevcut olmalıdır.
Dış ticaretimiz ve şirketlerimiz ülkeler hakkında her türlü ekonomik, politik ve sosyal gelişmeyi hem web ortamında, hem de diğer yayınlardan ve bilgi kaynaklarından çok yakından takip ederek dış ticareti ve yatırımları yönlendirecek bilgiyi üretmelidirler.
Koordinasyonunda konu ile ilgili olabilecek diğer şirketlerle paylaşılmalıdır.Bu ofislerin o ülkelerdeki ticaret müşavirlikleri ile bir çalışma protokolü yapmaları, koordinasyon içerisinde olmaları gerekir.
Bu çalışma Türkiye’deki yatırım alanlarının ve üretim çeşitlerinin çoğalması, teşvik edilmelerinde yönlendirici olmalıdır. Ülkemiz bazında olduğu kadar sektör konusunda da ihtisaslaşmak mümkün.
Teşvik mekanizması ve yöntemleri konusunda da bir ortak görüş çıkabileceğinin düşünülmesi gerekmektedir.
Dış Ticaretimiz KOBİ’lerin örgütlenmesinde, geliştirilmesinde ve yönlendirilmesinde söz ve sorumluluk sahibi olmalıdırlar. Küçük ve Orta ölçekli işletmeler ülkemizde her alanda teşvik edilmelidir.
Ancak Dış Ticaretimiz için Ekonomik yatırım yapabilecek Şirketlerinin tecrübe ve birikimi KOBİ’lerin sağlıklı olarak örgütlenmesinde kullanılabilir.
Bu şekilde KOBİ’lerin bir araya gelmesinden yeni ve güçlü Dış Ticaretimizin atılım yapmasının önü açılabilir.
Böylece ülkemizin KOBİ’lerini esnaf seviyesinden daha yukarı yerlere gelebilirler ve ekonomik bir güç oluşturabilirler.
Avrupa Birliğine uyum çalışmaları çerçevesinde, Birliğin içerisinde bu konuya nasıl yaklaşıldığını iyi incelemek gerekiyor.
Bu gün Ülkemizde Birçok Kurum ve Kuruluşumuz Avrupa Birliği çerçevesinde proje çalışmaları yapmaktalar ve okullarımızın birçokları hazırladıkları projelerle öğrencilerimizin geleceğe yönelik güven duygusunu geliştirmektedir.
Şunu da unutmamak gerekir. Bugünün büyük şirketleri ve grupları geçmişte birer KOBİ olarak iş hayatına başlamışlardı.
Örneğin; ilimizde kısa zaman öncesine kadar Büyük Şirketler yok denecek kadar azdı, Türkiye’de yarının Görkemli sanayi yapısını oluşturmak için bu tür Sanayi Şirketlerinin dış ülkelerde ve yurdumuzda faaliyet gösteren firmaları değişik platformlarda bir araya getirmek İstihdam açısından önemli.
Dış Ticaretimiz ve sermaye sahibi Şirketler başka ülkelerde geliştirilen ileri teknolojileri takip etmelidirler.
Takip edilen gelişmelerin ülke ekonomisine aktarılacağı nokta küçük Sanayi’ den, büyük sanayi’ e geçmekle olabilir. Aynı şekilde ülkemizde yapılacak araştırma ve geliştirme çabalarına katkı sağlayabilir.
Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ülkemizin insan kaynağının geliştirilip yönlendirilmesine de katkıda bulunabilirler.
Üniversitelerde okuyan genç girişimci adayı öğrencilerimizin staj mahiyetinde yaz tatilinde dış ülkelere gönderilmesi Akademik ve Teknik adamlar olarak gelecekte Dış Ticaretimiz’ e ve Ülke insanımıza çok güzel günlerin çok uzak olmadığı kanısındayım.
Üniversitelerimizden mezun olduklarında bu kişiler istihdam arayan değil yaratan kişiler olacaklardır.
Onların dışa açılma çabalarını desteklemeli ve yol göstermeliyiz. Böyle bir yaklaşım girişimcilik ruhunu geliştirecek, parlak fikirleri olan genç insanların çağın teknolojisine uygun yüksek katkı oranı olan ürünlerin üretimlerini yapmalarını teşvik edecek ve gençlerin iş hayatına bakış açısını baştan aşağı değiştirecektir.
İnsan en önemli ve değerli kaynaktır. Her şey insanla başlar, insanla biter. İnsanı bulursanız girişim fikirleri de çıkar, para da bulunur, yatırım da yapılır ve “uykularımızın öldüğü, Umutlarımızın doğduğu yere” gelmememiz için hiçbir engelin olduğuna inanmıyorum.