Bütün Müslümanları Bağlayan Kaynaklar ve Değerler Zamanımızdaki Bazı Büyük ve Tehlike

Bütün Müslümanları Bağlayan Kaynaklar ve Değerler Zamanımızdaki Bazı Büyük ve Tehlikeli Bid’atler Mehmet Şevket Eygi 21.02.2008...


Ağaç Şeklinde Aç1Beğeni
  • 1 gönderen mhmt

  1. Alt 02-21-2008, 14:47 #1
    mhmt Mesajlar: 904
    Blog Başlıkları: 3
    Bütün Müslümanları Bağlayan Kaynaklar ve Değerler Zamanımızdaki Bazı Büyük ve Tehlikeli Bid’atler

    Mehmet Şevket Eygi

    21.02.2008



    MÜSLÜMANLARIN üzerinde ittifak ettikleri ana kaynaklar ve değerler şunlardır:

    (1) KUR’AN: Allah’ın kitabıdır. Mü’minlerin düsturudur. Onda neyin doğru neyin yanlış; neyin iyi neyin kötü; neyin güzel neyin çirkin olduğu açıkça bildiriliyorsa hepsi doğrudur. İnsanı büyük mutluluğa, ebedî kurtuluşa götüren, dünyada huzur, güvenlik, adalet ve haysiyet içinde yaşatan bütün ilkeler onda mevcuttur. Yaş ve kuru her şeyin esası onda yazılıdır. Kur’an nurdur; Kur’an’a tâbi olan, Kur’an’a sarılan karanlıkta kalmaz.

    (2) PEYGAMBERİN SÜNNETİDİR: Peygamber, Allah tarafından bütün insanlığa en güzel örnek ve model olarak gönderilmiştir. O’na iman eden, O’nun izinden giden, O’nun ahlâkı ile ahlâklanan, O’nun sünnetini tutan, O’nun ilkelerini benimseyen mü’minler yücelir, düşmanlarına galebe çalar, esaretten kurtulur, hürriyete kavuşur, zilletten kurtulup izzet bulur. Sünnete uyan mü’min iki cihanda aziz olur. Kur’an’a iman edip bağlanan, Peygambere ve Sünnetine de bağlanmakla yükümlüdür.

    (3) İCMÂ-İ ÜMMET: Ümmet’in gerçek ulemasının üzerinde ittifak ettikleri bütün değerler, hükümler ana kaynaktır. İcmâ inkâr edilemez. İcmâya tâbi olan yolda kalmaz, sapıtmaz, şaşırmaz. İcmâya aykırı şazz, marjinal, kural dışı hükümler, görüşler yanlıştır.

    (4) Fıkıh ekolleri, mezhepler haktır. İslâm’ı hayata uygulayabilmek, dini ile amel edebilmek için Müslümanın muteber ve hak fıkıh mezheplerinden birine (tamamını bir bütün olarak kabul etmek, telfik-i mezahib yapmamak şartıyla) bağlanması gerekir. “Mezhepsizlik, İslâm Şeriatını tehdit eden en tehlikeli bid’attir.” (Prof. Dr. Said Ramazan el-Bûtî.) “Mezhepsizlik Dinsizliğe Köprüdür.” (Muhammed Zâhid el-Kevserî, Makalat.)

    (5) ŞERİAT: Şeriat, Kur’an’dan ve Sünnet’ten ehliyetli mutlak müctehidlerin çıkardıkları hükümlerin tamamına verilen isimdir. Şeriat kutsaldır. Şeriatsız İslâm olmaz. Şeriatı inkâr eden, Şeriatı tahkir eden Müslüman olmaz.

    (6) İSLÂM AHLÂKI: İslâm’ın mükemmel bir ahlâk sistemi vardır. Kur’an’dan, Sünnetten, örnek İslâm büyüklerinin tutum, davranış ve eserlerinden çıkartılmıştır. Mü’min ve müslim kişi bu ahlâkı da benimsemekle mükelleftir.

    (7) İMAMET-İ KÜBRA: Müslüman, çağındaki İmamü’l-müslimîne, Emîrü’l-mü’minîne biat etmekle mükelleftir.

    Müslümanların yedi ana kaynağı ve değeri bu saydıklarımdır.
    Bunların dışında kalan bazı şeyler vardır ki, onlar Müslümanları bağlamaz. Bunlardan da örnekler vereyim:

    • RÜYALAR: Sâdık=doğru da olsalar sâlihlerin veya gayr-i sâlih kişilerin rüyaları din kaynağı değildir.

    • Müslümanlar, herhangi bir kişinin mehdi veya sahib-i zaman olduğunu kabule mecbur değildir. Gerçek Mehdi’nin alametleri ve sıfatları vardır, zuhur ve huruç edince Ümmet’in büyük çoğunluğu ona itaat edecektir. Bu sıfatlara sahip olmayan birtakım adamlar mehdi olduklarını iddia ediyor veya ettiriyor. Bu iddialar Ümmeti bağlamaz.

    • Müslümanların bütünü bir tarikatı, bir cemaati, bir cereyanı kabule mecbur değildir. Hak ve doğru bir tarikatı, cemaati, yolu inkâr edenler nasipsizdir, lakin, sırf bu yüzden dinden çıkmış olmazlar.

    • Kur’an’a, Sünnete, icmâya, fıkha, Şeriat hükümlerine kesinlikle aykırı olan görüşleri Müslümanlar elbette ki, reddederler. Bu yüzden onlara hakaret eden ehl-i bid’at çok yanlış bir yoldadır.

    Zamanımızdaki bazı büyük ve dehşetli bid’atler.

    * İslâm’ın tek hak din olmadığı, muharref dinlerin de hak olduğu iddiası. Böyle bir iddia ve inanç kişiyi dinden çıkartır.

    * Kur’an’ı, Peygamberi, İslâm’ı yalanlayan, Müslümanlara düşmanlık ve zulm eden zâlimlerin de ehl-i necat ve ehl-i Cennet olduğu iddiası,

    * Dinin, ondört asırlık icmâ ile sabit olan hükümlerini, değerlerini, farzlarını, yasaklarından herhangi birini inkâr etmek, dinde böyle bir şey yoktur demek de dehşetli bir bid’at olup sahibini din dışına çıkartır.

    * İslâm’ın tazimini emr ettiği bir şeyi tahkir etmek, tahkirini emr ettiği bir şeyi tazim etmek de küfürdür.

    Zamanımızda birtakım tarikatlar, cemaatler, cereyanlar Kitab=Kur’an, Sünnet, icmâ cadde-i kübrasında (ana caddesinde) faydalı ve hayırlı hizmetler yapmaktadır. Onlarda her hangi bir inhiraf sapma, yön değiştirme görülmemektedir. Kendilerine teşekkür eder, hizmetlerinin ind-i ilahîde makbul olmasını niyaz ederiz. Kur’an, Sünnet, icmâ sınırları dışına çıkan, bid’atler sergileyen, Cennet, babalarının mülkü imiş gibi, Hz. Resûlullah’ı inkâr edenleri de oraya sokan, saldırgan ve zalim din düşmanlarını dost ve velî (=idareci) edinen, doğru uyarı ve tenkitleri kabul etmeyip, bunları yapanlara zındık diyen Müslümanları ikaz ediyoruz ve cumhur-i ulemaya uymalarını, Kur’an’ı re’y ve hevalarına göre yanlış bir şekilde yorumlamamalarını, Sünnet’e uymalarını, itikadla ilgili yanlışlardan ateşten kaçan gibi kaçmalarını tavsiye ediyoruz.
    Selâm hidâyete tâbi olanlar üzerine olsun.

    Kadın Erkek Eşitliği ve Eşitsizliği

    BUNDAN yıllarca önce bir tv’nin açık oturumuna davet edilmiştim. Büyük bir ihtimalle Kanal 7 idi. Başı örtülü birkaç hanım da konuşmacı ve tartışmacı (ne kötü kelime!) olarak bulunuyordu. Bir ilan molasında feminist olan bir hanım (başı örtülüydü) şöyle konuşmuştu:

    “Benim bir arkadaşım var, sonradan kapandı dindar oldu. Bu hanım bir gece sabaha kadar ağlayarak Allah’a şikayette bulunmuş, ‘Allah’ım bizi niçin kadın yarattın, haklarımızdan mahrum ettin’ diye sızlanmış...”

    Bir Müslüman olarak bu konuşmadan çok rahatsız olmuştum. Bu kadıncağız Allah’ı Kendisine mi şikayet etmişti? Allah dilediğini beyaz derili, dilediğini siyah derili yaratır. Dilediğini uzun boylu, dilediğini kısa boylu... Dilediğini güzel, dilediğini az güzel (çirkin demiyorum) yaratır. İslâm inançlarına ve terbiyesine göre biz Müslümanların bu konularda Yüce Yaratan’a hesap sormaya hakkımız yoktur. Allah dilediğini kadın, dilediğini erkek yaratır... Buna razı olmak, bunu kabullenmek gerekir. Allah’m beni niçin kadın yarattın diye bütün bir ömür boyu ağlasa, sızlasa, feryat etse ne çıkacak? Önemli olan bu fâni dünya imtihanını başarılı olarak verip ebedî mutluluğa nail olmaktır. Gerisi lâf u güzaf. Erkeklerle kadınlar eşit midir? İnsan olmak haysiyeti bakımından elbette eşittir. Lakin toplumlara bakınız:

    Dünyanın hiçbir yerinde erkek sayısı kadar kadın politikacı ve idareci yok. (Amazonlar müstesna...)

    Dünyanın hiçbir ordusunda erkek asker ve subaylarla kadın asker ve subaylar sayısı eşit değil.

    Kadın ve erkek eşitliğini kesin olarak kabul etmiş ülkelerin emniyetlerinde bile kadınlarla erkekler eşit sayıda değil.

    Olimpiyatlarda kadın atletlerle erkek atletler ayrı kategorilerde yarışıyor.
    Futbol takımlarında kadınlarla erkekler karışık değil.

    Bütün bu ikinci derece eşitsizlikler kadınları alçaltmaz ki...

    Çocuğa babası değil annesi süt veriyor.

    Ev idaresini kadınlar daha iyi beceriyor.

    Bazı meslekler ve hizmetlerde kadınlar daha başarılı.

    Kadınlar ve erkeklerin yaratılışlarında (fıtrat) farklılıklar var. Düşünce, algılama, hüküm vermede yüzde yüz eşit değiller.

    Kadınların içinde de dahiler (doğrusu dahiyeler) var. Bin erkeği yan cebinden çıkartacak çapta büyük kadınlar görülmüş tarih boyunca.

    Lakin ortada bir gerçek var: Kadın kadındır, erkek de erkek... Kadınlık haysiyetini zedelemeden aradaki farklılıkları, tabiî eşitsizlikleri kabul etmek gerek.

    Ben bir Müslüman olarak dinimin kadınlarla ilgili kesin hükümlerini aynen kabul ederim. Bunları tartışmam. Bunlardan şikayetçi olmam. Aksi takdirde dinimden çıkmış olurum.

    Dinin kesin hükmü olmayıp da, dine sonradan sokulmuş hükümler varsa, din alimleri bu hususta karar verirler. Din alimi olmayanlar, din konusunda Müslümanları yönlendiremez. Feminizm İslâm dışı bir ideoloji ve cereyandır. Feminist Müslümanlar çok dikkatli olmalı. Feminizm meminizm derken ayakları kayabilir. Böcekler, hayvanlar, diğer mahluklar aleminde olduğu gibi insan toplumlarında da biyolojik kanunlar vardır. Bunları değiştirmeye kalkanlar, nehirleri aşağıdan yukarıya akıtmak isteyenler gibidir. Boşuna kürek çekerler. Bizim elimizde olmayan zaruri hallere, ilahî kadere razı olmalıyız. İnsanlar doğum tarihlerini, ölüm tarihlerini, kadın veya erkek olmalarını, siyah veya beyaz olmalarını, şu veya bu ırka mensubiyetlerini, falan veya filan dili konuşmalarını kendileri tayin ve tesbit edemez. Müslüman kaderine razı olur. Cüz’î iradesiyle yapabileceği iyi şeyler vardır. Onları yapar, sevap ve ecir kazanır. Ahirette rahat eder.

    Niçin erkek yaratılmadım diye ağlamasın hiçbir kadın. Gözyaşları boşuna akar...
    ...............

    selametle..

    Henna bunu beğendi.
  2. Alt 02-21-2008, 15:10 #2
    alptraum Mesajlar: 37.913
    Blog Başlıkları: 28
    Simdi mehmet hocamizin bahsettigi mevzu ve atifta bulundugu mevzu cogunlukla dinlerarasi diyalog mevzusu durki haddim olmayarak bir kac kelamda ben yazayim dedim
    insallah yanlis anlasilmayiz

    Mehmet sevki hocamizin mektubundan alinti
    Alıntı:

    Ehl-i kitap, Hazret-i Muhammed’in hak peygamber olduğunu kabul etmiyor, Kur’an’ın hak kitap olduğunu kabul etmiyor, İslâm’ın hak din olduğunu kabul etmiyor... Sizler Müslüman olarak onların cennete gireceklerini söylüyorsunuz. Ne kadar açık bir çelişki içindesiniz. Bu yüzden sizi uyardığımız, yapıcı şekilde tenkid ettiğimiz için bize kızıyor, köpürüyorsunuz.

    Mehmet hocamiza verilen cevap

    Alıntı:
    Bizler sırtımızdaki akrebi bize gösteren kardeşlerimize köpürmek biryana, teşekkür etmeyi bir borç biliriz. Lakin her akreb uyarınız halusinasyon ile sonuçlandığından artık eleştirlerinizi de dikkate almamamıza lütfen asıl siz köpürmeyin! Ehl-i Kitab, Efendimiz (SAV) ’e Hak bir peygamber demedikleri için zaten Diyalog yapıyoruz! Daha buna müdrik olmayanların, sağdan soldan duyma ilmi değer kesbetmeyen, Zan üzerine yazdıkları yorumları ciddiye almamamızı lütfen beklemeyin! Bir iddia ispat edilidği nisbette değer kesbeder, yoksa iddia sahib Müfteri kategorisinde yerini alır! Diyalog öncesi Peygamberimiz (SAV) ‘ i hak bir Peygamber olarak görmeyen Ehl-i Kitabın, Diyalog sonrası Meyve verdiğine , İslam ile müşerref olduklarına şahit oluyor, lakin sizlerin bukonuda sevinmemenizide hayretle karşılıyoruz! Adeta , neden onların imanlarına falanlar vesile olduda bizim elimizle olmadılar dercesine diyede düşünmekten kendimiz alamıyoruz!

    Mehmet sevki hocamiz
    Alıntı:
    İslâm dininin Şârii ve Vâzu Allah-ü Teâlâ Hazretleridir, ikinci olarak da, O’nun elçisi olan Peygamber Efendimizdir. Hiçbir hocanın, şeyhin, muhteremin, hazretin müttefakun aleyh olan kesin konulara aykırı ictihad yapması, fetva ve ruhsat vermesi asla kabul edilemez. Bir misal verelim: Kur’an “Allah katında din İslâm’dır” buyurmaktadır. Bu konuda başka âyetler de vardır. Allah-ü Teâlâ İslâm’dan başka bir dini kabul etmez, ondan razı olmaz. Sizler kalkmışsınız “Ehl-i kitapla amentüde ihtilafımız yoktur... Ehl-i kitap da cennete girecektir... Ehl-i kitabın da dinleri haktır...” şeklinde Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, fıkha aykırı ictihadlar yapıyor, hükümler koyuyorsunuz.

    Mehmet hocamiza verilen cevap
    Alıntı:
    Bir kişi size içkinin Haramlılığı hususunda Kur'an-ı Kerimin bu konuyu yasaklarken, bir tecdidilik esasına göre yaklaştığını, bu yasağı tek bir Ayet-i Kerime ile değilde, belli aralıklarla 4 Ayet-i Kerime indirerek kesin Haram kıldığını, bundan dolayı aksinin iddia edilemiyeceğinden bahsetse, herhalde ilk tepkiniz şu olacaktır:

    'Muhterem, aksini beyan eden mi oldu? '

    Hatta bu yazıyı okuyan diğer müminlerde şöyle bir su-i zanna kapılabileceklerdir:' Allah Allah, herhalde falanlar içkinin haramlılığı konusunda bir şüpheleri varki, böyle bir yazı kaleme alma ihtiyacı hissedilmiş.'

    Ve siz, hiçbir şekilde ne niyet bazında nede amel bazında dile getirmediğiniz bir konu ile itham edilmeyi, o kişilerin ya cehaletlerine yada farkında olmadan birilerinin maşalığına alet olmalarına bağlıyacaksınızdır.

    Aynen bu misalde olduğu gibi, bazı kardeşlerimizin “Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır” (Ali İmran:19) gibi Ayetleri delillendirmeleri,bu konuda yazılar neşretmeleri bizleride aynı şaşkınlıkla ister istemez sorduruyor:

    “Acaba aksini iddia eden bir beyanımızmı oldu? ”

    Şayet oldu ise, mesela İslam dini ile beraber falan dinlerde asılları itibari ile Hak Dinlerdir ve dolaysıyla onlara günümüzde iman edende Ehl-i necattır, veya filan dine mensublar da cennete gidecektir veya Kur’anı Kerim nasıl bir kelamullah ise, günümüzdeki İnciller ve Tevratlarda birer Hak Kitabtır onlara tabi olmakta bir beis yoktur şeklinde bir tane yazı veya bir ima getirebilirmisiniz?

    Ehl-i Kitab ile Amentüde ittifakımızın var olması, Kur’anı Kerimin:

    De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. (Ali İmran:64)

    Ayet-i Kerimesinde geçen, “Ehl-i Kitab ile ortak olan bir Kelime” anlayışında gizlidir. Allah’a oğulluk isnadı yapan Ehl-i Kitab ile aramızda ortak olan Bir olan Allahtır! İşte İttifakın Kalbi! Kim beyan ediyor? Kur’an! O zaman lütfen uyun!

    Simdi gözüktügü üzrede bu olay üzerine cok fazla zan bulunmaktadir ama halen verilen cevaplara karsi bir cvp da verilmis degildir herkes ilk sorulan soruyla mesguldur

    Halbuki Islam dini gercekden cok cok yanlis anlasilan bir din oldu islam deyince ilk akla gelen usame bin ladin yada baska bir medya kurulusuyla beyinlere empoze edilen haberler oldu peki israil o kadar günah islerken o kadar masum cani katlederken neden islam kadar hristiyanlik nefretle anilmadi cünkü ön planda din tutulmadi ve burada islam böyle degil söyledir dediginde insanlar agzi acik dinliyorlar demekki bir yanlisimiz var

    Ve yine benim anlayamadigim Müslümanlar icinmi yaratildi bu cennet nerede bir hristiyan veya baska bir dinden insan duysak onu cehennemin kizil ateslerine atiyoruz ne kadar cok sahiplenmisiz daha almadan o mekani degilmi

    Daha sahibi degilken bölüstürmüsüz hatta

    Ayetler ne diyor babinda ise gercekden bu mevzu üzerine kimsenin yargi hakkini kullanmasina engel oluyor neden ehl-i kitapdanda zulum etmeyenlere kendi katinda hesabi oldugunu söylüyor yaradan demekki o hesaba biz karismayalim

  3. Alt 02-21-2008, 21:18 #3
    safinaz Mesajlar: 3.348
    Bence islamın kadına verdiği önemi tam aksetmiş bir yazı değil.Kadın sadece bebeğine süt verdiği ve ev idaresinden anladığı kısmı ile mi farklılık arzediyor?
    Diğer konular ise üstün körü geçilmiş,erkeklerinki ise somutlaştırılmış.

  4. Alt 02-23-2008, 00:00 #4
    mhmt Mesajlar: 904
    Blog Başlıkları: 3
    tebliğ ve diyalog arasında ki fark, diyaloğun Vatikan tarafından yapılmış olmasıdır..
    Kerim kardeşim, kimsenin tebliğe karşı olması düşünülemez.. siz, İslam'ı anlatırsınız bu tebliğdir.. ama Vatikanın başlattığı bi projede olursa, bunun siyasi boyutunuda düşünmek zorundasınız. çünkü, burda Vatikan'ın amacının ne dolduğu bilmek zorundasınız? İslam'ı ılımlı hale getirmek, pasifize etmektir.. tebliğ ve diyalog bu yüzden farklıdır..


    Alıntı:
    Diyalog öncesi Peygamberimiz (SAV) ‘ i hak bir Peygamber olarak görmeyen Ehl-i Kitabın, Diyalog sonrası Meyve verdiğine , İslam ile müşerref olduklarına şahit oluyor, lakin sizlerin bukonuda sevinmemenizide hayretle karşılıyoruz! Adeta , neden onların imanlarına falanlar vesile olduda bizim elimizle olmadılar dercesine diyede düşünmekten kendimiz alamıyoruz!

    bu noktada ise, kimsenin müslüman olan birilerine sevinmemesi mümkün değildir.. zan yapmışsınız.. Çünkü, kastedilen bu değildir, olamazda zaten.. o zaman bu konunun samimiyeti kalmaz.. birilerinin müslüman olması çok güzeldir. ancak, bunun için diyalog mu lazımdır.. bakın, aynı şekilde bu bağlamda 2006 da sanırım mardinde, cami kiliseye çeviriliyordu.. ve ordaki çocuklara 50 şer 100 er dolar verilerek hıristiyan yapılıyordu..

    bunlar nasıl bir bütün olur kardeşim dersen şöyle..
    önce ekonomik olarak müslümanları zora sokacaksın.. aç, işsiz bırakacaksın.. bu noktadan sonra ise, dinlerini ellerinden almak çok daha kolay olacaktır.. ancak, İslam'da cihat kavramı vardır.. bunu nasıl alt edersin, dini ılımlı hale getirerek..bütün bunlar üstüste koyulunca, şöyle bi sonuç çıkarır..:
    önce aç bırak, paraya muhtaç hale getir.. sadece karınları doysun. derken dinlerini ellerinden al..
    kardeşim, kimse tabliğe karşı değil, olamazda zaten.. sadece bunun arkasında ki Vatikan'ın amacını görmek lazım diyoruz..


    Alıntı:
    Şayet oldu ise, mesela İslam dini ile beraber falan dinlerde asılları itibari ile Hak Dinlerdir ve dolaysıyla onlara günümüzde iman edende Ehl-i necattır, veya filan dine mensublar da cennete gidecektir veya Kur’anı Kerim nasıl bir kelamullah ise, günümüzdeki İnciller ve Tevratlarda birer Hak Kitabtır onlara tabi olmakta bir beis yoktur şeklinde bir tane yazı veya bir ima getirebilirmisiniz?

    bu ima, aslında senin yorumunda mevcut kerim kardeşim..

    alıntı alptraum;
    Alıntı:
    Ve yine benim anlayamadigim Müslümanlar icinmi yaratildi bu cennet nerede bir hristiyan veya baska bir dinden insan duysak onu cehennemin kizil ateslerine atiyoruz ne kadar cok sahiplenmisiz daha almadan o mekani degilmi

    ...............

    ve

    Alıntı:
    Ehl-i Kitab ile Amentüde ittifakımızın var olması, Kur’anı Kerimin:

    De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. (Ali İmran:64)

    Ayet-i Kerimesinde geçen, “Ehl-i Kitab ile ortak olan bir Kelime” anlayışında gizlidir. Allah’a oğulluk isnadı yapan Ehl-i Kitab ile aramızda ortak olan Bir olan Allahtır! İşte İttifakın Kalbi! Kim beyan ediyor? Kur’an! O zaman lütfen uyun!

    Allah birdir.. Ehl-i Kitab ise (teslis inancı ile) 3'lemiştir.. ortak olan bu üçlüden biridir diye mi "Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz" kısmını alarak kabul edeceğiz. ancak kardeşim ayetin devamında "Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın." ifadesi yer almaktadır.. yani teslis inancı red edilmiştir.. ortak olan sadece Allah'a gelmektir.. 3 ilahı kabul edip bunlardan biri Allah ise sorun yok demek, ortak noktaya gelmek değildir? sence olabilir mi?

    alıntı alptraum;
    Alıntı:
    Halbuki Islam dini gercekden cok cok yanlis anlasilan bir din oldu islam deyince ilk akla gelen usame bin ladin yada baska bir medya kurulusuyla beyinlere empoze edilen haberler oldu peki israil o kadar günah islerken o kadar masum cani katlederken neden islam kadar hristiyanlik nefretle anilmadi cünkü ön planda din tutulmadi ve burada islam böyle degil söyledir dediginde insanlar agzi acik dinliyorlar demekki bir yanlisimiz var

    din, osmanlı zamanın da böyle anlaşılmıyordu.. yani aslında kardeşim, İslam'ın böyle anlaşılmasına sebep olan yine hıristiyan, yahudi işbirlikçi medya (türkiye için), ve dünya içinse direk onların medyası değil mi? aslında, burda tabiki bizim sorumluluğumuz büyük.. böyle anlaşılmasında müslümnlar olarak katkımız olmamıştır demek mümkün değil. lakin, şu ayrımı yapmak lazımdır. böyle bi imaj verilmesinde kim önderlik ediyor.. hıristiyanlar yahudiler.. e o zaman onlarla ne diyalogu? halkı kastetmiyorum kesinlikle.. yönetim bazında işbirliğinden bahsediyorum.. bizim adımızı lekeleyip sonrada birlik hoşgörü mesajı çok da samimi durmuyor değil mi?
    ......

    kerim kardeşim, samimi olanlar vardı bu davada.. onlar için, diyorum ki, doğruya farklı pencerelerden bakmaktır bu. lakin,bunun dışında olanlar ise, samimiyetsizidir ve sonları Allah'u Alem yazık olacak..

    seni samimi buluyorum bu konuda..

    selametle..

  5. Alt 02-25-2008, 13:00 #5
    alptraum Mesajlar: 37.913
    Blog Başlıkları: 28
    Ben yazilarindan yavas yavas özetle bildigim kadarini okudugum kadarini gördügüm kadarini yazayim yanlisim olursada düzeltirsin insallah kardesim
    Alıntı:
    bak

    Alıntı:
    ın, aynı şekilde bu bağlamda 2006 da sanırım mardinde, cami kiliseye çeviriliyordu.. ve ordaki çocuklara 50 şer 100 er dolar verilerek hıristiyan yapılıyordu..



    Türkiyede olan hristiyanlarin cogunlukla heleki bu dini anlatmaya calisan hristiyan cogunluguna bakarsan ortodoks oldugunu görürsün yani hristiyanlarin azinligi ama türkiyedeki cogunlugu Demek istedigim odurki bu durum türkiyede zuhur etmistir ediyorda ama bunu Avrupadaki hristiyanlarin destekledigini söylemek yanlis olur prb ne biz o hristiyanlara göre tüm hristiyanlari degerlendiriyoruz usame bin ladine göre degerlendirdikleri gibi veya medyada kizini öldüren baba gibi bu örneklerle öne cikiyoruz aynen onlarinda cikarildigi gibi büyük bir politika var bunu göz ardi edemeyiz kesinlikle heleki hristiyan-müslüman arasinda yahudilerle böyle bir prb olmamistir örn:cool:
    Alıntı:
    İslam'da cihat kavramı vardır.. bunu nasıl alt edersin, dini ılımlı hale getirerek..

    Simdi aslinda bu ILIMLI kapsamini hak din degildir islam demis gibi gösteren medya kuruluslarin sorunu ve sucudur dedigim gibi bir dinlerarasi diyalog sempozyumundaki konusulan konu cihad idi cihad hristiyanlik olarakda ele alindi müslümanlarin düsüncesi ilede önemli olan orada kitleye hitap edebilmekdi gercekden cok güzel bir ortamdi kulakliklar takildi 3 dilde ceviri yapiliyor ve cihadin sadece savas ifade etmediginden bahsediyorduki eminim orada bulunanlarin hepsi islamda cihad ne manaya gelmektedir anlamislardir
    Alıntı:
    siz, İslam'ı anlatırsınız bu tebliğdir.. ama Vatikanın başlattığı bi projede olursa, bunun siyasi boyutunuda düşünmek zorundasınız. çünkü, burda Vatikan'ın amacının ne dolduğu bilmek zorundasınız? İslam'ı ılımlı hale getirmek, pasifize etmektir.. tebliğ ve diyalog bu yüzden farklıdır.

    hoşgörü ve diyalog hareketinde tepkicilik değil, bir inisiyatif kullanma, açılma, aksiyoner davranma, tavır, tepki ve davranışları kendi çizgisine göre ayarlama, kendini düşmana göre değil, kendi hareket çizgisine göre konumlama söz konusudur. Evet, büyük dinlerin mensupları arasında diyalog hareketini sadece resmî manâda ilk başlatan Vatikan olmuştur. Böyle olmakla birlikte, aynı harekete yıllar sonra bazı Müslüman grupların tamamen kendilerine has İslâmî aksiyon çizgilerinin bir gereği olarak cevap vermesi ve kendi çizgilerinde bir diyalog hareketi başlatması, hiç bir zaman Vatikan'ın izlendiği manâsına gelmez. Kaldı ki, birbirlerine en karşıt çizgiler ve hareketler arasında bile her zaman, hem de pek çok noktada buluşmaların, çakışmaların olması, bunların iki taraf arasında belli bir yakınlaşma meydana getirmesi ve bu yakınlığın ifade edilmesi gayet normaldir ve tabiîdir. Bu tür buluşma ve çakışmaları hemen karşılıklı etkileşime, hattâ bir tarafın diğerinin güdümünde davrandığına yormak, ortada kesin delil olmadığı sürece bir zan, hattâ suizan olmaktan öteye gitmez. Zan ise ilimden hiçbir şey taşımaz ve gerçek adına hiçbir şey ifade etmez (Yunus, 10/36) ve zannın bir kısmı da ağır günahtır (Hucurât, 49/12).

    Alıntı:
    Allah birdir.. Ehl-i Kitab ise (teslis inancı ile) 3'lemiştir.. ortak olan bu üçlüden biridir diye mi "Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz" kısmını alarak kabul edeceğiz. ancak kardeşim ayetin devamında "Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın." ifadesi yer almaktadır.. yani teslis inancı red edilmiştir.. ortak olan sadece Allah'a gelmektir.. 3 ilahı kabul edip bunlardan biri Allah ise sorun yok demek, ortak noktaya gelmek değildir? sence olabilir mi?

    El-cevap:
    Alıntı:
    M.Fethullah Gülen

    Hristiyanlar arasında kabul edilen şekliyle 'Teslis inancı', günümüzde tartışılır hale gelmiş ve değişik araştırmacıların gayretleriyle mantıkî ve tarihî yönden bu inancın tutarsızlıkları ortaya konup, sorgulanmaya başlanmıştır. Bugün artık Baba- Oğul-Ruhu'l-Kudüs esasları daha olumlu şekilde düşünülmekte ve neticede, az bir kesimde de olsa, 'İsa Rasûlullah' hakikati telaffuz edilmektedir.
    Bu, bir dünyanın dinî düşüncede tekrar asla dönmesi açısından sevindirici bir gelişmedir. Diğer taraftan Hz. İsa (a.s)'nın Resûlullah olduğunu kabul etme, Efendimiz (s.a.s)'in de peygamberliğini kabul yolunu açacaktır.
    Evet, Hz. İsa (a.s) böyle kabul edildiği an, Efendimiz'in peygamberliği kabulü adına da bir adım atılmış olacak.. ve -inşâallah- şimdiye kadar onların ifadeleri ile 'ümmîlerin peygamberi' denilip hafife alınan Efendimiz'in, 'Rasûlullah' olduğu inancı da pekişmiş olacaktır.


    Alıntı:
    din, osmanlı zamanın da böyle anlaşılmıyordu.. yani aslında kardeşim, İslam'ın böyle anlaşılmasına sebep olan yine hıristiyan, yahudi işbirlikçi medya (türkiye için), ve dünya içinse direk onların medyası değil mi? aslında, burda tabiki bizim sorumluluğumuz büyük.. böyle anlaşılmasında müslümnlar olarak katkımız olmamıştır demek mümkün değil.

    Sonuna kadar katiliyorum haklisin üstad

    Alıntı:
    böyle anlaşılmasında müslümnlar olarak katkımız olmamıştır demek mümkün değil. lakin, şu ayrımı yapmak lazımdır. böyle bi imaj verilmesinde kim önderlik ediyor.. hıristiyanlar yahudiler.. e o zaman onlarla ne diyalogu? halkı kastetmiyorum kesinlikle.. yönetim bazında işbirliğinden bahsediyorum.. bizim adımızı lekeleyip sonrada birlik hoşgörü mesajı çok da samimi durmuyor değil mi?

    Fatih Sultan Mehmet İstanbul fethinden sonra açılmalarına yardım ettiği kiliselerden dolayı onu Hristiyan dostu mu dur acep?

    Kuranı Kerim, hristiyan papazlara, kardinallere veya hahamlara İslamı tebliğ etmeyin mi diyor?

    Diyalog teblig Kesinlikle hicbirsekilde ayni degildir diyenler,Dialog çalışmalaı süreci içersinde,İslami taraftan hiç: Hristiyanlık Hak Dindir, yahudilik Hak dindir diye bir ifade duydunuzmu? Biz diyoruzki, herkesi konumunda kabul edelim! Dileyen dilediği inanca sahib olsun. Ayrıca, şu an dünyada bir terörsit bir dinmiş gibi algılanan İslamın doğru yüzünü hrsitiyan ve yahudi ruhanilerine gösterelim! Bunda sizi rahatsız eden ne tür bir sakınca var?

    Kuran-ı Kerim, zekat verilecek 8 zümreden, bir tanesini, müellefe-i kulûb (kalbleri İslâm'a ısındırılacaklar) demektedir (Tevbe,60) . Siyer Kitablarında, Efendimiz (SAV) in Uyeyne b. Hısn, Akra' b. Hâbis ve Abbas b. Mirdas gibili azılı Kafirlere bu Ayeti Kerime gereği zekat dağıttığını naklediyorlar. Resulullah, bunların şerlerini defetmek ve müslümanlara eziyetlerini, kendi kabilelerinden İslâm'a girenlere eza ve cefa etmelerini önlemek, ve İslama ısındırmak için Kafirlere Zekat veriyor, onlar ile bir nevi DİYALOG kuruyor ve İslam ısındırmaya çalışıp, TEBLİĞ yapıyordu.

    Şimdi, şayet Kuranda sizlerin delil olrak sunduğunuz, KAFİRLERE KARŞI SERT ve onları Dost edinmeyin, mealindeki Ayeti Kerimeler ile, her kafire düşman olma, hiçbirine TEBLİĞ YAPMAMA, gibi bir anlam çıksa idi, o zaman -haşa- Kuran-ı Kerimi çelişkili bir KİTAB olarak göstermiş olurdunuzki, -yüzbindefa haşa- çelişen Kuran değil, çelişen Kuran-ı bir bütün olrak görmeyen DIALOG KARŞITLArıdır

    Alıntı:
    kerim kardeşim, samimi olanlar vardı bu davada.. onlar için, diyorum ki, doğruya farklı pencerelerden bakmaktır bu. lakin,bunun dışında olanlar ise, samimiyetsizidir ve sonları Allah'u Alem yazık olacak..

    seni samimi buluyorum bu konuda..

    Su davada bende seni samimi buluyorum üstad dedigin gibi diyalogu islam dini icin degil hristiyanlik yada yahudilik icin yapan müslümanlar varsa rabbim onlarin belasini versin

    Alıntı:
    selametle..

    selametle üstad

  6. Alt 03-20-2008, 21:57 #6
    el_feta Mesajlar: 1.168
    safinaz´isimli üyeden Alıntı
    Bence islamın kadına verdiği önemi tam aksetmiş bir yazı değil.Kadın sadece bebeğine süt verdiği ve ev idaresinden anladığı kısmı ile mi farklılık arzediyor?
    Diğer konular ise üstün körü geçilmiş,erkeklerinki ise somutlaştırılmış.


    .....................

  7. Alt 05-18-2011, 23:30 #7
    safinaz Mesajlar: 3.348
    el_feta´isimli üyeden Alıntı
    .....................

    Bunu nasıl olurda görmemişim

Kullanıcı isminiz: Giriş yapmak için Buraya tıklayın
Human Verification