Su Döngüsü   Konuyu açan: alptraum   İlk Mesaj: 11-11-2008 (03:02)   Son Mesaj: 12-18-2012 (10:10)    Cevap: 11    Gösterim: 10234  


    11-11-2008

    Su Döngüsü



    Suyun dünyanın etrafında, içinde, üzerinde sürekli sıvı halden buhar ve buza dönüşerek nasıl devrolduğuna aşina olabilirsiniz. Suyun devrini tasavvur etmenin bir yolu, bir damla suyu yolunda hareket ederken takip etmektir. Bu hikâyeye, dönüşümün herhangi bir yerinden başlayabiliriz. Ancak başlamak için en iyi yer dünyanın suyunun büyük bir bölümü orada olduğu için okyanustur. Eğer damlacık okyanusta kalmak isterse, denizin üzerinde güneşleniyor olmalıydı. Güneşteki ısı onu buldu, ısıttı ve onu su buharına dönüştürdü. O, minik damlacıklar halinde havaya yükseldi, kuvvetli rüzgârlar onu kapana kadar ve onu yüzlerce mil yerden yükseltene kadar gitti. Orada, ısınmış yeryüzünden gelen sıcak hava akımları artık buhar olan damlacıkları daha da yükseklere çıkardı, orada hava soğudu. Buhar soğuyunca tekrar sıvı oldu (sıkışma). Yeterince soğuk olsaydı, minik buz kristallerine dönerdi. Buhar küçük toz, duman ve tuz kristal parçacıklarının üzerinde sıkışır ve bulutun bir parçasını oluşturur.
    Bir zaman sonra damlamız diğer damlalarla daha büyük bir damla oluşturmak için birleşti ve çökelti olarak dünyaya düştü. Dünyanın yerçekimi onun yüzeye düşmesine yardım etti. Bir kez düşmeye başlayınca su damlacıklarının gidecek birçok yeri vardır. Belki bir ağacın yaprağına konar ki, bu durumda belki buharlaşır ve yeniden bulutlara doğru yola çıkar. Eğer bir yaprağı ıskalarsa yine de gidecek birçok yeri vardır. Damla, düz bir tarlada bir parça kurumuş tozun üzerine inebilir. Bu durumda, yeraltı suyu olarak yolculuğuna başlamak üzere yere batabilir. Damla, yeraltı suyu olarak aşağıya doğru yolculuğa devam edecektir fakat yolculuk damla yerin üstüne tekrar yolunu bulana kadar binlerce yıl alarak bitebilir. Sonra yine, yerden bir kuyu kanalıyla damla pompalanır ve ürünlere sıkılır, orada ya buharlaşır, yerden bir çaya akar ya da tekrar yeraltına gider. Ya da kuyu suyu bir bebeğin biberonunda son bulur veya bir kedi veya köpeği yıkamak için yollanır. Buralardan yeniden havaya döner. Kanalizasyonlardan nehirlere gider ve sonunda okyanuslara varır ve yeniden yeraltına gider.
    Ancak damlalarımız yeryüzü aşığı olabilir. Birçok çökelti dünya yüzeyinde, yeryüzü sularının bir parçası olmak için kalır. Eğer damla bir bir banliyö bölgesine düşerse, evinizin çatısına çarpabilir, oluktan akabilir, araba yolunuzdan kaldırım kenarına akabilir. Bir köpek ya da sincap onu kucaklamazsa kaldırım kenarından lağıma gidebilir ve küçük bir çayda son bulur. Çayın büyük bir nehre akma ihtimali büyüktür ve damla okyanusa doğru yolculuğuna tekrar başlar. Hiç kimse karışmazsa, yolculuk hızlı olacaktır okyanusa veya buharlaşmanın yer alacağı bir göle. Fakat, her şey için suya ihtiyacı olan 250 milyondan fazla insanın olduğunu düşünürsek damlamızın yakalanma ihtimalı yada denize ulaşmadan önce kullanılma ihtimali yüksektir.
    Yeryüzü sularının birçoğu sulama için kullanılır. Hatta daha fazlası güç üretimi tarafından elektrik aletlerini soğutmak için kullanılır. Oradan soğutma kulesine buharlaşma için gidebilir. Atmosfere su buharı olarak çabuk bir yolculuktan bahsedin... Bu o işte. Ama belki bir şehir su damlasını nehirden bir su deposuna pompalamıştır. Oradan size tabaklarınızı yıkamada yardım eder, ateşle savaşmanıza, domatesleri sulamanıza ya da sifonu çekmenize yarar. Belki yerel çelik fabrikası damlayı kapar ya da damla şık bir restoranın yerlerini paspaslamaya yarar. Olasılıklar sonsuzdur... Ama damlacık için fark etmez çünkü eninde sonunda yine çevreye ulaşacaktır. Oradan tekrar dönüşümüne, bulutlara girip çıkmaya devam eder. Bu kez belki de su bardağınızda son bulur.

    oguzhan, N u M a N, yabanGülü ve 1 diğerleri bunu beğendiler..



    Su Döngüsü Yorumları



      Permalink - Mesaj no 1  11-12-2008, 00:26



    bulut dağları:

    “…Ve Allah gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de uzak tutar. (Bu dolunun) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.” (Nur Suresi – 43)

    YAĞMUR bulutlarının bir çeşidi, cumulonimbus bulutlarıdır. Meteorologlar, bu bulutların nasıl meydana geldiğini, nasıl yağmur ve dolu yağdırdığını araştırmışlardır. Cumulonimbus bulutları, şu aşamalardan geçerek oluşmaktadır:

    1) Küçük bulutlar: Evvelâ, küçük bulutlar rüzgâr tarafından itilir. rüzgâr, küçük bulut parçalarını ittikçe bu cululonimbus bulutları oluşmaya başlar. (bkz. şekil

    2) Birleşme: Bu küçük bulut parçalarının bir araya gelip birleşmesiyle cumulonimbus bulutları oluşur.1

    3) Yığınlaşma: Küçük bulut parçaları birleştikten sonra, büyük bulut yukarıya doğru yükselmeye başlar. Bu yükselme, bulutun merkez noktalarında fazla, kenarlarda ise daha az seviyede seyreder.2 Böylece, bulut dikey bir büyümeyle belli bir uzunluğa erişir. Karşımızda şimdi üst üste yığılmış, katmanlaşmış bir bulut durmaktadır. İşte bu dikey yığınlaşma sayesinde, bulut gövdesi atmosferin daha soğuk katmanlarına ulaşır.

    İşte bu katmanlarda meydana gelen yağmur damlaları ve dolu taneleri, daha fazla yükselemeyecek kadar ağırlaştığında, bulutun içinden yağmur ve dolu olarak yeryüzüne düşmeye başlar.3 (bkz. şekil 2)

    Şimdi de, Kur’ân’da bu konuyla ilgili olarak bahsi geçen âyete bakalım:


    “Görmezmisin ki, Allah birtakım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları biraraya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki, bunlar arasından yağmur çıkıyor…” (Nur, 43)


    Meteorologlar bulut oluşumu, yapısı ve işlevlerine ilişkin bu detayları ancak son yıllarda öğrenmişlerdir. Rüzgârları ve rüzgârların yönlerini anlamak, nem düzeyini ölçmek, atmosfer basıncının çeşitlerini ve seviyelerini belirlemek için meteorologlar uçak, uydu, bilgisayar, balon gibi gelişmiş cihazlar kullanmışlardır.4

    Yukarıdaki âyetin devamında, bulut ve yağmurdan bahsedildikten sonra, dolu ve şimşekten de şu şekilde söz ediliyor:


    “....Ve Allah gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de uzak tutar. (Bu dolunun) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.” (Nur, 43)


    Meteorologlar yaptıkları araştırmalarda dolu yağdıran bu yığınlaşmış bulutların, tıpkı Kur’ân’da ifade edildiği gibi, bir dağın yüksekliğine eş düzeyde yaklaşık 25-30 bin yüksekliğe ulaştığını tespit etmişlerdir.5

    Bu âyet dikkatle okunduğunda, neden “dolu” ile “onun şimşeği” ifadesinin kullanılmış olduğu doğal olarak akla geliyor. Acaba “onun şimşeği” ifadesiyle şimşeğin oluşmasında esas faktörün dolu olduğu mu anlatılmak isteniyor?

    Dilerseniz, Meteorology Today (Günümüzde Meteoroloji) isimli kitabın bu konuda neler söylediğine bir bakalım: “Sıvı zerreler dolu taneleriyle çarpışınca, bu temas nedeniyle donar ve ısı açığa çıkartırlar. Bu da, dolu tanelerinin yüzeyini buz kristallerinin yüzeyinden daha sıcak yapar. Dolu taneleri buz kristalleriyle temas ettiği vakit, önemli bir olay meydana gelir: Elektronlar soğuk nesneden (buz kristali) sıcak nesneye (dolu tanesi) doğru akışa başlar. Böylece, dolu taneleri negatif elektrik yüklenmiş olur. Aynı olay, aşırı soğuk zerrelerin dolu taneleriyle temas ettiği zaman da meydana gelir ve pozitif elektrik yüklenmiş ince buz parçaları parçalanır. Bu pozitif elektrik yüklü parlak ince parçalar, sonra, bulutun üst katmanlarına doğru yükselir. Negatif yüklü dolu taneleri ise, bulutun alt katmanlarına doğru düşer. Böylece, bulutun alt katmanları negatif elektrik yüklenir. Bu negatif elektrik yükü, daha sonra, şimşek çakarak boşalır.”6 Özetle, şimşeğin meydana gelmesinde esas faktör, dolu taneleridir.

    Şimşek hakkındaki bu bilgi, nispeten yakın zamanda elde edilmiştir. 1600’lü yıllara kadar bu konuda genel olarak Aristotle’ın görüşleri kabul görüyordu. Söz gelimi, Aristotle atmosferde (nemli ve kuru olmak üzere) iki tür hava olduğunu söylüyordu. Ona göre, gök gürültüsü, kuru hava ile nemli havanın çarpışmasıyla meydana geliyordu. Yine, şimşeğin sebebi de, kuru havanın ince ve cansız bir ateşle alev alıp yanmasıydı.7 İşte bu hatalı görüşler, Kur’ân-ı Kerim’in vahyedildiği döneme kadar meteoroloji alanında hâkim olan görüşlerdi.

    ******************

    yabanGülü ve rabiaD bunu beğendiler.
    Henna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Henna Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 2  11-12-2008, 00:28


    Aşılayıcı rüzgarlar:

    “Ve aşılayıcı rüzgârlar gönderdik, gökten su indirdik de sizleri suladık…” (Hicr-22)


    ÂYETTE, yağmur oluşumundaki ilk aşamanın rüzgârlar olduğuna dikkat çekiliyor. Oysa yirminci yüzyılın başlarına kadar, rüzgârla yağmurun yağması arasındaki tek ilişki rüzgârın bulutları sürüklemesi olarak biliniyordu. Modern meteorolojik bulgular ise rüzgârların yağmurun oluşumunda “aşılayıcı” rol oynadıklarını gösterdi.

    rüzgârların bu aşılama özelliği, şöyle gerçekleşmektedir: Okyanusların ve denizlerin yüzeyinde, köpüklenme nedeniyle her an sayısız hava kabarcığı oluşmaktadır. Bu kabarcıklar patladıkları anda, milimetrenin 100’de biri çapındaki binlerce parçacığı havaya fırlatırlar. “Aerosol” adı verilen bu parçacıklar, rüzgârlar sayesinde karalardan gelen tozlarla karışarak atmosferin üst katmanlarına taşınır. rüzgârların bu şekilde yükseklere taşıdığı parçacıklar, burada su buharı ile temas eder. Su buharı da bu parçacıkların etrafına toplanarak yoğunlaşır ve su damlacıklarına dönüşür. Bu su damlacıkları önce biraraya gelerek bulutları oluşturur, bir süre sonra da yağmur olarak yeryüzüne iner. Görüldüğü gibi rüzgârlar, havada serbest halde bulunan su buharını denizlerden taşıdıkları parçacıklarla “aşılamakta” ve böylece yağmur bulutlarının oluşumunu sağlamaktadır.

    Eğer rüzgârların bu özelliği olmasa, yüksek atmosferdeki su damlacıkları hiçbir zaman oluşamayacak ve yağmur diye bir şey de olmayacaktı.

    Ayette rüzgârların aşılayıcı yönüyle ilgili haber verilen diğer bir bilgi de, rüzgârların bitkilerin döllenmesindeki rolüdür. Yeryüzündeki pek çok bitki, türünün devamını polenlerini rüzgâr vasıtasıyla dağıtarak sağlar. Birçok açık tohumlu bitki, çam ağaçları, palmiye ve benzeri ağaçlar, ayrıca çiçek veren tüm tohumlu bitkiler ile çimensi otların tamamı rüzgârlarla döllenirler. rüzgâr, çiçek tozlarını bitkilerden alıp, aynı türden diğer bitkilere taşıyarak döllenmeyi gerçekleştirir.

    rüzgârın bitkiler üzerinde nasıl bir aşılama yapabileceği yakın zamanlara kadar bilinmiyordu. Ancak bitkilerin de erkek ve dişi olmak üzere cinsiyet farkı olduğunun anlaşılması üzerine, rüzgârların böyle bir aşılayıcı etkisi olduğu anlaşıldı. Bu gerçeğe Kur’ân’da “Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel çiftten bir bitki bitirdik” (Lokman, 10) âyetiyle dikkat çekilmektedir.
    yabanGülü ve rabiaD bunu beğendiler.
    Henna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Henna Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 3  11-12-2008, 00:35


    Ve Bir başka açıdan yine SU:

    Mülk suresinin son ayetinden. Ayetin tamamı şöyle: “Sor onlara: Hiç düşündünüz mü; eğer suyunuz tükenirse, size temiz suyu kim getirecek?” (67:30)
    Mülk suresinin önemine ve sık okunmasına dikkat çeken rivayetlerin tümü, “surenin anlamına” dönük olarak anlaşılmalıdır. Surenin önemi muhtevasından kaynaklanmaktadır. Ve bu muhteva içinde, böylesine mucizevi bir ihbar da yer alır. Öyle bir ihbar ki, 1400 yıl öncesinden muhtemel bir felaketi önceden ima ve ihsas ediyor:

    Eğer suyunuz tükenirse, size temiz suyu kim getirecek?”

    Sahi, kim getirecek?

    Soruyu soran vahiy, cevabı “Rahman olan Allah” biçiminde vermemizi istiyor. Neden Rahman? Zira su, onun sonsuz rahmetinin bir tecellisi. Onun sınırsız merhamet ve şefkatini temsil ediyor.

    Daha düne kadar yağmurun adı işte bunun için “rahmet” idi. Sanki bizler yağmura rahmet dedikçe, yağmur da bizim için hep rahmet oldu. Yağmura rahmet demek, zımni bir duaydı sanki. Ne zaman ki yağmura “rahmet” diyen tasavvur gitti, yağmur yağdıysa zahmet oldu, yağmadıysa felaket oldu.

    O soru orada duruyor: “Eğer suyunuz tükenirse, size temiz suyu kim getirecek?” Cevabımızın “O sonsuz merhamet sahibi” olmasını istiyor sorunun sahibi?

    Su, işte bunun için azizdir. Zira “el-Aziz” olanın bir ikramıdır. Hayatı suya, suyu hayata o bağladı. İşte bunun için su verene “su gibi aziz ol” derler. Su, aziz diye sıfatlandırılır; zira her yerde bulunduğu halde değerinden hiçbir şey kaybetmez. Bu bağlamda Allah'ın El-Aziz olmasının manasını da varın siz düşünün.

    “Nezzelna”nın anlamı “biz indirdik” demektir. Bu ibare, aynen hem vahyin indirilişi hem de suyun indirilişi için kullanılır. Vahiy mucizedir, su da öyle. Vahiy hayattır, su da öyle. Vahiy canlıdır, su da öyle. Şu var ki, vahiy çölleşmiş yüreklere hayat verirken su ölü toprağa hayat verir.

    Suyun mucize, suyun hayat, suyun canlı olduğuna inanmayanlar için su molekülü, iki hidrojen bir oksijen atomundan oluşmuş bir kimyasal bileşiktir. Onlar için su H2O'dur. Sadece kimyasal bir formül.

    “Hidrojen orda istemediğiniz kadar, oksijen de? Hadi ne duruyorsunuz, müminlerin gözüne soktuğunuz ne idüğü malum gelişmişliğinizle siz de yapıverin” deseniz, gözünüze bön bön bakmaktan başka yapacakları bir şey yoktur.

    Suyun ilahi bir ikram olduğuna inanmazlar ki, suyun mucize olduğunu bilsinler. Suyun tıpkı ayet gibi “inzal edilmiş” olduğuna inanmazlar ki, onu okumayı kabul etsinler.

    Bunu anlamayan, “Irmağın kenarında abdest alıyor olsan da suyu israf etme” diyen İslam'ın asil çocuklarını da anlamazlar. “Su ortaktır” diyen Peygamber'i de anlamazlar. Sahipsiz bir deveyi önce susuz bırakan, Allah'ın elçisi o devenin su içme hakkını savunduğu için ona hakaret eden ve deveyi de işkenceyle öldüren Semud uygarlığının, bu yüzden helak edildiğini de anlamazlar.

    Bu yüzden onlara duayı anlatmak, deveye hendek atlatmaktan daha zordur.

    İlginç bir benzerlik; Mekke müşriklerinin de hayatlarında dua yoktu. Bir farkla ki onlar yağmuru Allah'ın yağdırdığına inanıyorlar, fakat onu uzak ve dünyaya karışmaz tanrı olarak tasavvur ediyorlardı.

    Bunların hayatında da dua yok. Dua yok ama envai çeşit icad edilmiş seküler kutsallık var. Burç var, uğur var, uğursuzluk var, 13 rakamı var, yoğa var, transandantal meditasyon var, papaza okunma var, dilek var, Bayan Mataji'nin ayaklarını yıkama var, Anıtkabir'den istek isteme var, ölülerden medet umma var…

    Bunlar hurafe olmuyor, yağmur duası hurafe oluyor.

    Size bir şey diyeyim mi: 'Yüreksel' kuraklık, küresel kuraklıktan bin kat daha beter. Topraklarımızdaki çölleşme ne ki? Asıl çölleşme bazılarının yüreklerinde. İnkâr her çağda ve her zamanda oldu, olacak. Ancak inkâr, adı üstünde inkâr olduğu için inkâra davet edilmez. Çünkü inkar “yok” ile özdeştir ve yoka davet olmaz. Fakat bizdeki inkârcı güruh yoka davetle de yetinmeyip, varı yok etmeye çalışıyor. Galiba başımıza gelen en büyük felaket de bu.

    İlahi kelam öyle diyor: “De ki: Duanız olmasaydı, Rabbim size ne diye değer verecekti ki?”

    Neymiş? Dua bir değer meselesiymiş? Değer düşmanlarından, duanın değerini anlamalarını nasıl bekleyelim?

    yabanGülü ve rabiaD bunu beğendiler.
    Henna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Henna Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 4  11-16-2010, 18:26

    --->: Su Döngüsü


    Alıntı:
    su dongusunun tanimi-Su Döngüsü

    su döngüsünü kısaca şöyle açıklarsak yerdeki su birikintisi güneş sayesinde buharlaşarak havaya çıkar ve orada ulut halini alır bulutların içerisindeki su çok hazla birikirse su yağmur olarak yeryüzüne düşer bu olay böylece birbirini takip eder benden bukadar eyer daha fazlasını isterseniz yorum yapabilirsiniz 24 saat bu sitedeyim
    shakira - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) shakira Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 5  11-23-2010, 18:53

    --->: Su Döngüsü


    kısaltın
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Misafir Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 6  12-11-2010, 13:06

    --->: Su Döngüsü


    bana çok uzun geldi
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Misafir Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 7  12-12-2010, 19:57

    --->: Su Döngüsü


    Su döngüsünü açıklayan bir yazı yazabilirmisiniz lütfen sınavımda çıkacak.
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Misafir Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 8  06-02-2011, 17:36

    --->: Su Döngüsü


    ya bu dehil sözcük anlamını istiyorum
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Misafir Ziyaretci

      Permalink - Mesaj no 9  07-11-2012, 19:05

    → Su Döngüsü


    çok uzun bir yazı daha kıs olsa ve açıklansa iyi olur
    fuhgu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) fuhgu


Konu hakkinda benzer etiketler
su dongusu ile ilgili ayetler , su dongusu ile ilgili ayet , su dongusunun anlami , bulut dongusu , bulutlarin dongusu , su dongusunun kisa tanimi , suyun dogal dongusunun olusumunu aciklayiniz , su dongusunun aciklamasi ,