Gazneliler devleti -1- (963-1187)-gazneli devleti'nin kuruluşu

Sâmânoğulları Devleti’nin çöküşüyle Gazneliler yeni bir Müslüman-Türk devleti olarak bugünkü Afganistan topraklarında tarih sahnesine çıktı. Kuzey Hindistan tarihini, sosyal ve kültürel açıdan köklü bir biçimde etkileyen Gazneliler; İranlı hükümdarlarca yönetilen ...



  1. Alt 03-30-2009, 20:19 #1
    beyza Mesajlar: 2.053
    Sâmânoğulları Devleti’nin çöküşüyle Gazneliler yeni bir Müslüman-Türk devleti olarak bugünkü Afganistan topraklarında tarih sahnesine çıktı. Kuzey Hindistan tarihini, sosyal ve kültürel açıdan köklü bir biçimde etkileyen Gazneliler; İranlı hükümdarlarca yönetilen Sâmânoğulları Devleti’nin devamıydı. Ancak hâkimiyet alanlarını İndus vadisi ve Hindistan içlerine kadar genişletme becerisini göstermişlerdi.

    Sâmânoğulları’nın zayıflayarak dağılma sürecine girdiği 1000’li yıllarda Karahanlılar, bu devletin topraklarının bir kısmını ele geçirmişti.

    Öte yandan çökmekte olan devletin Türk asıllı komutanı ve Herat Valisi Alptekin, içte yaşanan taht mücadelelerinden yararlanarak Sâmânî yönetimini ele geçirmek istediyse de başarılı olamadı. Kendisine bağlı kuvvetlerle Gazne’ye gelerek mevziî bir hâkimiyet elde etti. Böylece Gazneli Devleti’nin ilk nüvesi bu tarihî kentte bir Türk komutanı tarafından atılmış oldu.

    Türkler daha IX. yüzyıldan itibaren güçlü Sâmânoğulları’nın teşvik ve yardımlarıyla Mâverâünnehir yoluyla İslâm dünyasına girmeye başlamış, Abbâsî Halîfeleri’nin ve eyaletlerdeki Arap ve İranlı valilerin hizmetinde daha çok askerî roller üstlenmişlerdi. Bu yüzden İran, Horasan ve Afganistan topraklarında çok sayıda Müslüman olmuş Türk askerine rastlanmaktaydı.

    Alptekin’den sonra yerine geçen komutanlardan Sebüktekin, Gazne Devleti’nin hâkimiyet sınırlarını kısa zamanda genişletmeyi başardı.

    Toharistan, Zebulistan, Gur, Zemindaver ve Belûcistan topraklarını ele geçirerek Gazneliler Devleti’nin asıl kurucusu oldu. Zaman içerisinde Gazneliler, Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistan’da hâkimiyet kurarak istikrarlı bir iktidar oluşturmuştu.

    Devletin kurulduğu yıllarda Abbâsî Halîfeliği siyasî bütünlüğünü kaybetmiş, halîfeliğin eyaletlerdeki nüfuzu ve otoritesi de oldukça zayıflamıştı. İran’da hâkimiyetlerini genişletme eğilimi taşıyan Büveyhoğulları Abbâsî başkentinin korkulu rüyasıydı.

    Orta Asya’da Mâverâünnehir bölgesinde Karahanlılar hüküm sürmekteydi. Kuzey Afrika’da ve Mısır’da hüküm süren İsmâilî Fâtımîler, Abbâsîleri batıdan siyasî baskı altında tutmaktaydı. Öte yandan İslâm dünyası genel bir durgunluk içerisine girmiş, İslâmiyet’in yayılışında da hissedilir bir yavaşlama baş göstermişti.

    Şarkın en büyük Hıristiyan devleti Bizans İmparatorluğu, Basilios II iktidarında en parlak dönemlerinden birini yaşamaktaydı. Anadolu’da ve Tuna’ya kadar Balkanlarda, Bizans’ta çoktandır görülmeyen güçlü bir siyasî birlik bulunmaktaydı.

    Basilios II döneminde Kafkaslardaki askerî başarılar sonucu imparatorluk doğuda genişlemeyi sürdürmüş bölgedeki küçük Hıristiyan devletleri ve beylikler itaat altına alınmıştı.

    Oldukça önemli bir başka gelişme de Kiev Prensliği’nin Hıristiyan olmasıdır.

    Bizans’ın aile bağları kurarak gerçekleştirdiği değişim sonrasında prenslik, İstanbul Patrikliği’ne bağlandı.

    Bu durum Bizans’ın siyasî ve kültürel gücünü ve etkisini artırmakla kalmamış, zamanla Rusya’nın çok büyük bir güç olarak ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Kaderin cilvesi, tam bu dönemlerde yaşayan Gazneliler, putperest ve Mecûsî Kuzey Hindistan’ın İslâm’la şereflenmesinde başrol oynayacaktır.


    GAZNELİ MAHMUD VE HİNDİSTAN’IN FETHİ

    Gazneliler’in gerçek kurucusu Sebüktekin’in vefatının ardından oğlu Gazneli Mahmud, devletin yeni hükümdarı olmuştur.

    Kudretli sultan, Sâmânî Devleti topraklarının büyük bir kısmı üzerinde hâkimiyetini kabul ettirmiş, bu devletin 999 yılında ortadan kalkması üzerine mirasını Karahanlılar’la paylaşmıştı.

    Gazneli Mahmud daha sonra, Hindistan’ı kuzeyden fethe girişerek burada İslâm dinini yayma konusunda ısrarlı teşebbüslerde bulundu.

    Yeni ve gelişmekte bulunan başkent Gazne’nin, Kuzey Hindistan ovalarına hâkim yüksek bir yaylanın tepesinde bulunması, bu seferlerin yapılmasında büyük kolaylıklar sağlıyordu.

    Mahmud, Hindistan’a on yedi sefer yaptı. Bu seferler onun saltanat devrinin büyük bir kısmını doldurmuştur. Sultanın Hindistan seferlerinin en önemlisi, 1025-1026 yıllarındaki Somnat Seferi idi.

    Etkili sonuçlar doğuran bu seferin olumlu yankıları süratle bütün İslâm dünyasında görüldü. Bu fetih Sultan Mahmud’un İslâm dünyasının kahramanı olmasına, ününün yayılmasına yardım etti. Abbâsî Halîfesi tarafından sultan ve ailesine yeni şeref lakapları gönderildi.1

    Somnat’taki put, yaklaşık dört metre uzunluğunda ve türlü mücevherlerle süslü idi. Oradan kaldırılarak Gazne’ye götürüldü. Sultanın Gazne’de inşa ettiği meşhur büyük caminin eşiğine konuldu. Altından bir zincir ile puthane tavanına asılmış yaklaşık 1200 kilogram ağırlığındaki altın çan ile kıymeti pek fazla olan taşlar ve mücevherler, birçok gümüş kap-kacak Gazne’ye nakledildi.

    Somnat’ın zaptı sayesinde Hindistan’da İslâmiyet’in yayılışı kolaylaşmıştı. Daha önce sadece biraz yaklaşılabilmiş olan Hindistan gibi büyük bir kıtayı İslâm âlemine kazandırmak şerefi Gazneli sultanın nâmını, tarihin en şanlı sayfalarına kaydettirmiştir.

    Mahmud Sebüktekin, yaptığı etkili ve başarılı seferlerle Hindistan’da büyük bir içtimaî inkılâbın esaslarını hazırlamıştı.

    Hintliler, kocası ölen kadınları kocalarının na‘şlarıyla beraber diri diri yakıyor, ölüleri mukaddes kabul ettikleri Ganj Nehri’ne atıyorlardı. Birinci âdet menfur bir vahşetti. İkinci an’ane de bulaşıcı hastalıkların yayılması için başlıca sebebi teşkil ediyordu. Gazneli Mahmud bu âdetlerin her ikisini de şiddetle yasakladı.2

    Hindistan seferleri, maddî bakımdan da Gaznelilere büyük faydalar sağlamış ve bol miktarda savaş ganimeti ele geçirilmişti.

    Seferler sonucunda Gazneliler Devleti devrinin en zengin ve görkemli ülkeleri arasına girmişti.

    Bu büyük inkılâbı gerçekleştiren Sultan Mahmud, devlet yönetimindeki başarısı, siyasî ve askerî alandaki dehâsı ve göz kamaştıran fetihleriyle Türk-İslâm tarihinin en güzide kişileri arasına girmiştir.

    45 yılını savaş meydanlarında geçirmiş, cesur ve tedbirli bir komutan olarak ordularını sevk ve idare etmiş, filleriyle yöneldiği bütün bölgeleri itaat altına almayı başarmıştı.

    İlk kez sultan unvânını kullanan Gazneli Mahmud, devlet yönetiminde muktedirdi; ancak zulüm yoluna sapmamış, adaleti ile şöhret kazanmıştı.


    Gazneli hükümdar, Kuzey Hindistan’da giriştiği olağanüstü çabalardan sonra birçok savaş yaparak devletini imparatorluk düzeyine çıkarmıştı.

    O, sadece Hindistan’a İslâmiyet’i yaymakla kalmamış Asya’nın sarp ve dağlık arazilerinde yaşayan cesur, savaşçı ve inatçılığıyla ünlü Afgan yerlilerinin de İslâm dinine girmelerine vesile olmuştur.

    Sultan Mahmud, bilim adamlarına değer vermiş, onları sarayında barındırmış, Afganistan ve Hindistan’da Nizamiye Medreseleri’nden çok daha önce birçok medreseyi faaliyete geçirerek Bağdat, Şam, Hemedan,
    Şiraz gibi büyük İslâm kültür havzalarının benzerlerini oluşturmuştu.

    Esasen İslâm medeniyeti X. ve XI. yüzyıllarda çağdaşlarından kat kat yüksek bir konumdaydı. İslâm bilim ve medeniyeti; tıp, astronomi, geometri, coğrafya ve tarih gibi birçok ilmî disiplinin formatlarını şekillendirmekteydi.

    Meselâ; İbn-i Sînâ ve çağdaşı Bîrûnî, sadece Türk ve İslâm dünyasının değil, dünyanın da en büyük bilim adamlarından sayılmaktaydı.

    Sultan Mahmud, Harizm bölgesinin hâkimiyetini ele geçirmesinin ardından Gazne’ye dönerken burada yaşayan Bîrûnî ve hocaları
    Ebû Nasr, İbn-i Irak Mansur, Abdussamed ve yine Gürgenç kentinde yaşayan bilim adamı Ebu’l Hayr el-Hammar’ı Gazne’ye götürmüştü.

    1 Erdoğan MERÇİL, Müslüman Türk Devletleri Tarihi s. 37.
    2 Filibeli Ahmet Hilmi, İslâm Tarihi s. 381.
    Yazar Ahmet MERAL

    alptraum, mus'ab ve Bediüzzaman26 bunu beğendiler.
  2. Alt 01-05-2010, 09:52 #2
    Ziyaretci
    Kayıtsız Üye Mesajlar: n/a
    beyza´isimli üyeden Alıntı
    Sâmânoğulları Devleti’nin çöküşüyle Gazneliler yeni bir Müslüman-Türk devleti olarak bugünkü Afganistan topraklarında tarih sahnesine çıktı. Kuzey Hindistan tarihini, sosyal ve kültürel açıdan köklü bir biçimde etkileyen Gazneliler; İranlı hükümdarlarca yönetilen Sâmânoğulları Devleti’nin devamıydı. Ancak hâkimiyet alanlarını İndus vadisi ve Hindistan içlerine kadar genişletme becerisini göstermişlerdi.

    Sâmânoğulları’nın zayıflayarak dağılma sürecine girdiği 1000’li yıllarda Karahanlılar, bu devletin topraklarının bir kısmını ele geçirmişti.

    Öte yandan çökmekte olan devletin Türk asıllı komutanı ve Herat Valisi Alptekin, içte yaşanan taht mücadelelerinden yararlanarak Sâmânî yönetimini ele geçirmek istediyse de başarılı olamadı. Kendisine bağlı kuvvetlerle Gazne’ye gelerek mevziî bir hâkimiyet elde etti. Böylece Gazneli Devleti’nin ilk nüvesi bu tarihî kentte bir Türk komutanı tarafından atılmış oldu.

    Türkler daha IX. yüzyıldan itibaren güçlü Sâmânoğulları’nın teşvik ve yardımlarıyla Mâverâünnehir yoluyla İslâm dünyasına girmeye başlamış, Abbâsî Halîfeleri’nin ve eyaletlerdeki Arap ve İranlı valilerin hizmetinde daha çok askerî roller üstlenmişlerdi. Bu yüzden İran, Horasan ve Afganistan topraklarında çok sayıda Müslüman olmuş Türk askerine rastlanmaktaydı.

    Alptekin’den sonra yerine geçen komutanlardan Sebüktekin, Gazne Devleti’nin hâkimiyet sınırlarını kısa zamanda genişletmeyi başardı.

    Toharistan, Zebulistan, Gur, Zemindaver ve Belûcistan topraklarını ele geçirerek Gazneliler Devleti’nin asıl kurucusu oldu. Zaman içerisinde Gazneliler, Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistan’da hâkimiyet kurarak istikrarlı bir iktidar oluşturmuştu.

    Devletin kurulduğu yıllarda Abbâsî Halîfeliği siyasî bütünlüğünü kaybetmiş, halîfeliğin eyaletlerdeki nüfuzu ve otoritesi de oldukça zayıflamıştı. İran’da hâkimiyetlerini genişletme eğilimi taşıyan Büveyhoğulları Abbâsî başkentinin korkulu rüyasıydı.

    Orta Asya’da Mâverâünnehir bölgesinde Karahanlılar hüküm sürmekteydi. Kuzey Afrika’da ve Mısır’da hüküm süren İsmâilî Fâtımîler, Abbâsîleri batıdan siyasî baskı altında tutmaktaydı. Öte yandan İslâm dünyası genel bir durgunluk içerisine girmiş, İslâmiyet’in yayılışında da hissedilir bir yavaşlama baş göstermişti.

    Şarkın en büyük Hıristiyan devleti Bizans İmparatorluğu, Basilios II iktidarında en parlak dönemlerinden birini yaşamaktaydı. Anadolu’da ve Tuna’ya kadar Balkanlarda, Bizans’ta çoktandır görülmeyen güçlü bir siyasî birlik bulunmaktaydı.

    Basilios II döneminde Kafkaslardaki askerî başarılar sonucu imparatorluk doğuda genişlemeyi sürdürmüş bölgedeki küçük Hıristiyan devletleri ve beylikler itaat altına alınmıştı.

    Oldukça önemli bir başka gelişme de Kiev Prensliği’nin Hıristiyan olmasıdır.

    Bizans’ın aile bağları kurarak gerçekleştirdiği değişim sonrasında prenslik, İstanbul Patrikliği’ne bağlandı.

    Bu durum Bizans’ın siyasî ve kültürel gücünü ve etkisini artırmakla kalmamış, zamanla Rusya’nın çok büyük bir güç olarak ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    Kaderin cilvesi, tam bu dönemlerde yaşayan Gazneliler, putperest ve Mecûsî Kuzey Hindistan’ın İslâm’la şereflenmesinde başrol oynayacaktır.


    GAZNELİ MAHMUD VE HİNDİSTAN’IN FETHİ

    Gazneliler’in gerçek kurucusu Sebüktekin’in vefatının ardından oğlu Gazneli Mahmud, devletin yeni hükümdarı olmuştur.

    Kudretli sultan, Sâmânî Devleti topraklarının büyük bir kısmı üzerinde hâkimiyetini kabul ettirmiş, bu devletin 999 yılında ortadan kalkması üzerine mirasını Karahanlılar’la paylaşmıştı.

    Gazneli Mahmud daha sonra, Hindistan’ı kuzeyden fethe girişerek burada İslâm dinini yayma konusunda ısrarlı teşebbüslerde bulundu.

    Yeni ve gelişmekte bulunan başkent Gazne’nin, Kuzey Hindistan ovalarına hâkim yüksek bir yaylanın tepesinde bulunması, bu seferlerin yapılmasında büyük kolaylıklar sağlıyordu.

    Mahmud, Hindistan’a on yedi sefer yaptı. Bu seferler onun saltanat devrinin büyük bir kısmını doldurmuştur. Sultanın Hindistan seferlerinin en önemlisi, 1025-1026 yıllarındaki Somnat Seferi idi.

    Etkili sonuçlar doğuran bu seferin olumlu yankıları süratle bütün İslâm dünyasında görüldü. Bu fetih Sultan Mahmud’un İslâm dünyasının kahramanı olmasına, ününün yayılmasına yardım etti. Abbâsî Halîfesi tarafından sultan ve ailesine yeni şeref lakapları gönderildi.1

    Somnat’taki put, yaklaşık dört metre uzunluğunda ve türlü mücevherlerle süslü idi. Oradan kaldırılarak Gazne’ye götürüldü. Sultanın Gazne’de inşa ettiği meşhur büyük caminin eşiğine konuldu. Altından bir zincir ile puthane tavanına asılmış yaklaşık 1200 kilogram ağırlığındaki altın çan ile kıymeti pek fazla olan taşlar ve mücevherler, birçok gümüş kap-kacak Gazne’ye nakledildi.

    Somnat’ın zaptı sayesinde Hindistan’da İslâmiyet’in yayılışı kolaylaşmıştı. Daha önce sadece biraz yaklaşılabilmiş olan Hindistan gibi büyük bir kıtayı İslâm âlemine kazandırmak şerefi Gazneli sultanın nâmını, tarihin en şanlı sayfalarına kaydettirmiştir.

    Mahmud Sebüktekin, yaptığı etkili ve başarılı seferlerle Hindistan’da büyük bir içtimaî inkılâbın esaslarını hazırlamıştı.

    Hintliler, kocası ölen kadınları kocalarının na‘şlarıyla beraber diri diri yakıyor, ölüleri mukaddes kabul ettikleri Ganj Nehri’ne atıyorlardı. Birinci âdet menfur bir vahşetti. İkinci an’ane de bulaşıcı hastalıkların yayılması için başlıca sebebi teşkil ediyordu. Gazneli Mahmud bu âdetlerin her ikisini de şiddetle yasakladı.2

    Hindistan seferleri, maddî bakımdan da Gaznelilere büyük faydalar sağlamış ve bol miktarda savaş ganimeti ele geçirilmişti.

    Seferler sonucunda Gazneliler Devleti devrinin en zengin ve görkemli ülkeleri arasına girmişti.

    Bu büyük inkılâbı gerçekleştiren Sultan Mahmud, devlet yönetimindeki başarısı, siyasî ve askerî alandaki dehâsı ve göz kamaştıran fetihleriyle Türk-İslâm tarihinin en güzide kişileri arasına girmiştir.

    45 yılını savaş meydanlarında geçirmiş, cesur ve tedbirli bir komutan olarak ordularını sevk ve idare etmiş, filleriyle yöneldiği bütün bölgeleri itaat altına almayı başarmıştı.

    İlk kez sultan unvânını kullanan Gazneli Mahmud, devlet yönetiminde muktedirdi; ancak zulüm yoluna sapmamış, adaleti ile şöhret kazanmıştı.


    Gazneli hükümdar, Kuzey Hindistan’da giriştiği olağanüstü çabalardan sonra birçok savaş yaparak devletini imparatorluk düzeyine çıkarmıştı.

    O, sadece Hindistan’a İslâmiyet’i yaymakla kalmamış Asya’nın sarp ve dağlık arazilerinde yaşayan cesur, savaşçı ve inatçılığıyla ünlü Afgan yerlilerinin de İslâm dinine girmelerine vesile olmuştur.

    Sultan Mahmud, bilim adamlarına değer vermiş, onları sarayında barındırmış, Afganistan ve Hindistan’da Nizamiye Medreseleri’nden çok daha önce birçok medreseyi faaliyete geçirerek Bağdat, Şam, Hemedan,
    Şiraz gibi büyük İslâm kültür havzalarının benzerlerini oluşturmuştu.

    Esasen İslâm medeniyeti X. ve XI. yüzyıllarda çağdaşlarından kat kat yüksek bir konumdaydı. İslâm bilim ve medeniyeti; tıp, astronomi, geometri, coğrafya ve tarih gibi birçok ilmî disiplinin formatlarını şekillendirmekteydi.

    Meselâ; İbn-i Sînâ ve çağdaşı Bîrûnî, sadece Türk ve İslâm dünyasının değil, dünyanın da en büyük bilim adamlarından sayılmaktaydı.

    Sultan Mahmud, Harizm bölgesinin hâkimiyetini ele geçirmesinin ardından Gazne’ye dönerken burada yaşayan Bîrûnî ve hocaları
    Ebû Nasr, İbn-i Irak Mansur, Abdussamed ve yine Gürgenç kentinde yaşayan bilim adamı Ebu’l Hayr el-Hammar’ı Gazne’ye götürmüştü.

    1 Erdoğan MERÇİL, Müslüman Türk Devletleri Tarihi s. 37.
    2 Filibeli Ahmet Hilmi, İslâm Tarihi s. 381.
    Yazar Ahmet MERAL

    hani başka şey yokmu

  3. Alt 01-05-2010, 22:31 #3
    mus'ab Mesajlar: 331
    Ne diye aynı yazıyı olduğu gibi alıntılayıp altına tekrarladığını anlıyamadım.

    Bediüzzaman26 bunu beğendi.
  4. Alt 01-07-2010, 22:37 #4
    Bediüzzaman26 Mesajlar: 183
    Eskiden Atatürk konusu fazla değildi ya. Eskiden Osmanlı sonra Türklerin anadoluya gelişi. Müslümanlığın doğuşu vardı. Ah hep öyle kalsaydı özledim Osmanlıyı, Selçukluyu, Müslümanlığın doğuşunu...

  5. Alt 02-14-2010, 15:25 #5
    Ziyaretci
    Kayıtsız Üye Mesajlar: n/a
    GAZNELİLER DEVLETİ (963-1183)




    SİYASİ TARİH
    Samani Devleti'nin önemli şahsiyetlerinden Horasan kumandanı Alp Tigin (Alptegin), 961'de Vezir Ali Muhammed Bel'ami ile birleşerek kendi adayını zorla Samani tahtına oturtmak istediğinde başarısızlığa uğrar. Böylelikle Gazne Devleti'nin temeli atılmış olur.

    Gazneliler Devleti sadece Alptegin'in beraberinde getirdiği Türk askerlerine dayanmaktadır.
    Hanedanlık,Gazneli Mahmud zamanında altın çağını yaşar (997-1027). Başarılı bir komutan olarak bilinen Gazneli Mahmud sadece ülkenin topraklarını genişletmekle kalmaz aynı zamanda Gaznelilerinin çoğunu Müslüman yapar.

    Gazneli Mahmut'un oğlu olan 1. Mesut'un tahta gelmesiyle hanedanlık geriler. Dandanakan Savaşı'yla da Selçuklular ülkenin büyük bir bölümünü ele geçirirler. Gazneliler devleti tarîhî kaynaklarda Yeminiler ve Sebüktiginler olarak geçer


    GAZNELİ MAHMUT DÖNEMİ
    997 yılında hükümdar olan Gazneli Mahmut, 999'da Karahanlılar'dan da yardım alarak Horasan'ı fethetmiş ve Samanoğulları Devleti'ne son vermiştir. Gazneli Mahmut 1001-1027 yılları arasında Hindistan üzerine 17 sefer düzenlenmiştir. Bu seferler;

    > Hindistanın yer altı ve yer üstü zenginliklerini ele geçirmek,
    > Hindistanda İslamiyeti yaymak,
    > İslam dünyasının lideri olmak amacıyla yapılmıştır.

    Bu dönemde ülke sınırları Ganj nehrine kadar genişlemiş, Hindistan içlerinden kaynaklar sağlanmıştır, devletin ekonomisi güçlenmiştir. 1017 yılında Harezm bölgesi de devlet sınırları içine katılmıştır.

    Gazneli Mahmut Abbasi halifesini Şii Büveyhoğullarına karşı korumuş; halife, Gazneli Mahmuda Sultan unvanını vermiştir. Bu tarihten sonra Türkler, Sünni İslamiyetin savunucusu konumuna gelmişlerdir. Sultan unvanını kullanan ilk Türk hükümdarıdır.

    Selçuklular'ın büyük güç olacağını önceden sezmiş, Aslan Yabguyu esir alarak bunu engellemeye çalışmıştır.

    Gazneli Mahmud döneminde askeri alanda önemli bir yenilik olarak filler orduda kullanılmaya başlanmıştır.

    SELÇUKLULAR İLE MÜCADELE VE YIKILIŞ

    1040 Dandanakan savaşı sonunda ağır yenilgi alan Gazneliler Devleti 1187 yılında Afganlar(Gurlulardan olan sultan Giyasuddini guri) tarafından yıkılmıştır. Tarihçilere göre Gazneliler Türklerin kurduğu çok uluslu devletlerin ilkidir. Devletin çökmesinde bu çok uluslu yapı da önemli rol oynamıştır.


    EGEMENLİK ALANI

    Mavera-ün'nehir'den Ganj boylarına, Hindistan içlerine; Hazar kıyılarından Pamir yaylalarına kadar uzanan bölgeler. (4.700.000 km2)

    GAZNELİ KÜLTÜRÜ

    Gaznelilerde resmi dil Farsça olmasına rağmen orduda ve sokakta Türkçe kullanılmaktaydı. Gazneliler Samanoğullari gibi farsçaya ve iran kültürüne adapte olmuslar ve farsça edebiyati desteklemisler. Gaznelilerin sarayinda ünlü farsi yazarlari büyük edebiyat eserleri yazmişlar. Bunlarin arasinda Şehname'nin yazari Firdevsi ve al-Biruni vardir.


    İran tarihçileri Gaznelileri kendi kültürlerine mal etmeye çalışmaktadırlar. Bugün Gazne şehrinde Gazne sultanlarından kalan "Zafer kuleleri" vardır.
    GAZNELİLERİN TÜRK VE DÜNYA TARİHİNE KATKILARI

    Bugünkü Pakistan, Bangladeş yani Hindistan müslümanlarının islamlaşmasını sağlayan ülkedir.

    Hindistan içlerine kadar müslümanlığı götürmüşlerdir.
    Yukarıdaki iki maddenin gerçekleşmesinde Gazneli Mahmut'un Hindistan’a yaptığı 17 sefer en önemli etkenlerdendir.

  6. Alt 02-21-2010, 15:04 #6
    Ziyaretci
    Kayıtsız Üye Mesajlar: n/a
    çok güzel

  7. Alt 03-08-2010, 15:41 #7
    Ziyaretci
    Kayıtsız Üye Mesajlar: n/a
    çok güzel bir site teşekkürler

  8. Alt 03-27-2010, 22:01 #8
    Ziyaretci
    Kayıtsız Üye Mesajlar: n/a
    hiç istedigim birşey yok aynı zamanda alıntı

  9. Alt 12-07-2010, 20:21 #9
    Ziyaretci
    Misafir Mesajlar: n/a
    Cok SaoL odewime yardımcı oLdu !

  10. Alt 01-05-2011, 17:53 #10
    Ziyaretci
    qBüŞrAq Mesajlar: n/a
    tşkler........


Konu hakkinda benzer etiketler
gaznelilerin kurulusu , gazneliler devleti yonetim sekli , gazneliler devletinin kurulusu , somnat seferi , gazneliler devletinin yonetimi , gazneliler siyasi tarihi , gazneliler kurulus , gaznelilerin onemli devlet adamlari ,