Soru
Zariyat 50. O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım. 51. Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım. Muhammet söylemiş gibi. Çünkü “de ki” ifadesi yok?

Cevap
Bilindiği üzere Kur’an’ın mucizeliğinin en önemli yönlerinden biri onun îcazı(vecizliği)dir. Bu üslupta özellikle, az bir sözle çok manalar ifade etmek yanında, ifadede bir çok kelimeyi hazf ederek(kullanmayarak) bir konuyu açıklamak hususu kendini göstermektedir. Kur’an’da bu tür ayetlerin sayısı yüzleri geçer.

İşte bu harika üslubun bir yansımasını da bu ayetlerde görüyoruz. Allah’ın kudretinin haşmetini gösteren 47-49. ayetlerden sonra, 50-51. ayetlerde “böyle sonsuz kudret sahibi bir zata karşı isyan bayrağı açılmaz, ona meydan okunmaz; insanlar için onunla barışmak, onun hoşnutluğunu kazanmak, ondan yine ona sığınmak, onun rahmet kucağına atılmaktan başka bir çarelerinin olmadığı” ifade edilmiştir. Fakat bir uyarı üslubu olan bu ayetlerde, tefennün yapılmış, farklı bir üslup benimsenmiş, önceki ayetlerde ilahî kudretin nakışları doğrudan Allah tarafından seslendirilmişken, bu son iki ayette elçinin lisanıyla çağrı yapılmıştır. Çünkü, farklı üslup ve farklı çağrı, farklı hitap kaynağından gelmesi daha tesirli, daha dikkat çekici olur.

İşte bu ayetlerde, “Allah'a kaçın… Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın” çağrılarında veciz üslup kullanılmış ve “kul= De ki:” sözcüğü melhuz olarak hazf edilmiştir(varlığını çağrıştıracak bir konumda kullanılmamıştır). Ancak, kullanılmayan kelimenin “kul= De ki “ olduğunu çağrıştıran bir cümle olarak –mealen-: “ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım” ifadesine yer verilmiştir. (Kul takdiri için bk. Razî, İbn Aşur, ilgili ayetlerin tefsiri).

Kur’an’da baştan sona kadar, ihtiyaç duyulan her yerde “Kul” kelimesi açıktan veya zımnen vardır. Bu işin ehli tarafından kabul edilen ilmî bir kuraldır.

Kaynak:Sorularla islamiyet