Kıssa ve Menkîbeler İbret verici,bir o kadar da düşündürücü kıssalar ve menkibeler buraya...

Felaket getiren zenginlik

Kıssa ve Menkîbeler icinde Felaket getiren zenginlik konusu , Medine Müslümanlarından Sâlebe`nin mala, mülke karşı aşırı derece hırsı vardı. Zengin olmak istiyordu, hem de mutlaka zengin olmak! Hattâ benliğini saran bu şiddetli zengin olma arzusu, nihayet onu Resûlüllah`dan dua ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 09-13-2008, 04:03   #1
Administrator

 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 7,105
Tesekkür etti: 1,270
1,136 Mesajına 1,632 tesekkür aldı
Blog Başlıkları: 14
Tecrübe Puanı: 299 alptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the roughalptraum is a jewel in the rough

Ruh Hali:
Felaket getiren zenginlik

Medine Müslümanlarından Sâlebe`nin mala, mülke karşı aşırı derece hırsı vardı. Zengin olmak istiyordu, hem de mutlaka zengin olmak! Hattâ benliğini saran bu şiddetli zengin olma arzusu, nihayet onu Resûlüllah`dan dua istemeye kadar sevketti. Bir gün huzur-ı Peygamberî`ye çıkarak:

- Yâ Resûlâllah, Allah`a dua et de zengin olayım, dedi. Allah`ın Resûlü, Sâlebe`nin bu isteğine şöyle cevap verdi:


- Şükrünü yapabildiğin az mal, şükrünü yapamadığın çok maldan hayırlıdır. Bu söz Sâlebe`ye kâfi gelmişti. Bir müddet bu îkazın mânâsı üzerinde düşünerek benliğini saran zengin olmak arzusundan birazcık olsun kurtuldu, fakat hırs onun yakasını bir türlü bırakmıyordu. Zamanla ihtirası yeniden depreştiği için tekrar müracaat etti:


- Yâ Resûlâllah, dua et de zengin olayım, dedi. Bu sefer biraz daha açık ve ağır konuşan Resûl-i Ekrem:


- Ben senin için kâfi bir örnek değil miyim? dedi ve ilâve etti:
"Allah`a yemîn ederim ki, isteseydim şu dağlar altın ve gümüş olarak arkamdan akıp geleceklerdi; fakat ben istemedim.


" Elinde bu kadar İlâhî kudret bulunmasına rağmen Resûlüllah`ın evinde haftalarca çorba pişmediği, ekseri günleri oruçlu bulundukları, çoğu zaman iftar sofraları birkaç hurma tanesi ile bir arpa ekmeğinden ibaret olduğu, herkesin bildiği bir hakikattı. Sâlebe bunları düşünerek bir müddet daha isteğinden vazgeçti. Zaman zaman "zengin olursam fakir fukaraya iyi yardım ederim, daha çok sevab kazanırım" diye hayal kuruyor ve Resûlüllah`a üçüncü olarak bir müracaat daha yapmayı düşünüyordu. Nihayet müracaatını yaptı da; hem de söz vererek dedi ki:


"Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah`a yemin ederim ki, eğer beni zengin ederse, fakir fukarayı koruyacak, her hak sâhibine hakkını vereceğim." Sâlebe`nin bu kadar ısrarına karşı dayanamayan Resûlüllah:


"Yâ Rabbi, Sâlebe`yi istediği mala kavuştur," diye dua etti. Bu dua üzerine koyun olarak sürü otlatmaya başlayan Sâlebe, daha evvel bütün namazlarını Resûlüllah`ın cemaati olarak kıldığı için kendisine Cami Kuşu adı verildiği halde, bu sefer sadece öğle ve ikindiyi mescidde kılabiliyor, diğer namazlarını koyunların ardında, bâzan da kazâen îfa edebiliyordu. Kısa zamanda çoğalan, bereketlenen koyunlar, Medine yakınlarına sığmaz oldular, uzak çöllere, sulak yaylalara gitmek zarureti ile karşılaşan Sâlebe, artık öğle ve ikindi namazlarına da gelemiyor, sadece Cumaları mescidde görülüyordu. Nihayet çöldeki meşgalesi, ona Cuma namazlarını da unutturdu. Arada sırada bir, sürü ile uğradığı yolların üstünde rastladığı yolculardan "Ne var, ne yok" diye haber soruyor; sonra da koyunların ardından ıssız çöllere doğru tekrar dalıp gidiyordu. Artık umumî mes`elelerle alâkası kesilmiş, sadece şahsını ve şahsî işlerini düşünüyor, koyunlarını nerede daha iyi otlatabileceğinden başka bir şey hatırına gelmiyordu. Bir gün Resûlüllah`ın:


- Sâlebe görülmüyor, nerededir?" diye sorması üzerine:


- Koyun aldı; sinek kurtları kadar çoğaldı; buralara sığmaz olduğundan şimdi çöllerde sürüsünün ardında dolaşıyor," dediler. Resûlüllah:


- Sâlebe`ye yazık oldu, yazık!" buyurdu. İşte bu sırada zekât ve sadaka

âyeti nâzil olarak, mâlî durumu düzgün olan Müslümanların geçim sıkıntısı içinde bulunan kardeşlerine yardım etmeleri emredildi. Bu âyet-i kerîmenin emrine büyük bir istekle uyan Müslümanlar, mallarının bir kısmını geçim sıkıntısı içinde yaşayan kardeşlerine seve seve verirken Sâlebe:


- Bu sizin yaptığınız düpedüz haraççılıktır," diyerek zekât toplayan memurları boş çevirdi. Haberi duyan Resûlüllah, üzülerek "Yazık oldu Sâlebe`ye!" sözünü tekrarladı. Sâlebe`nin evvelâ, "Zengin olursam her hak sâhibine hakkını vereceğim" diye yemîn edip, sonra da bu kadar değişik tavır göstermesi üerine "Berâe" sûresindeki şu âyet-i kerîme nâzil oldu: (Meâlen): "Münâfıklardan bâzıları da mal, mülk verip zengin ettiği takdirde Allah`a daha fazla bağlanıp fakir fukaraya daha çok yardım edeceklerine dair söz verdiler, ne zaman ki Allah onlara bu isteklerini ihsan eder, zengin olurlar; o zaman Allah`a verdikleri sözü unuturlar, cahillik edip fukaranın hakkını vermezler." Bu âyet-i kerîme, Sâlebe`nin münâfıklar sınıfına düştüğünü bildirmesi üzerine, akrabalarından biri şiddetli teessüre kapılarak gidip Sâlebe`ye durumu haber verdi ve fukaranın hakkını vererek kendisini münâfıklıktan hemen kurtarmasını istedi. Bunun üzerine Sâlebe, Resûlüllah Aleyhissalâtü Vesselâm`a müracaat ederek fukaranın hakkını getirdiğini söylediyse de Resûlüllah üzüntülü bir edâ ile: "Senin verdiklerini alamam artık Sâlebe... Allah Celle ve Alâ men`etti, haydi git!" diye mukabelede bulundu. Resûlüllah`ın âhirete teşrifinden sonra Hazret-i Ebû Bekir`e müracaat eden Sâlebe, sırasıyla Hazret-i Ömer ve Osman`a (R.A.) da müracaat ettiyse de: - Resûlüllah`ın almadığını biz nasıl kabûl ederiz?" diye hepsinin reddi ile karşılaştı. Hazret-i Osman (R.A.) zamanında vefat ederken Sâlebe`nin kulaklarına şu sözler geliyordu:

- Yâ Sâlebe, şükrünü edâ ettiğin az mal, şükrünü îfa edemediğin çok maldan hayırlıdır.

* * *
__________________
Allahım! İnsanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belalar yüzünden severim.

alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
felaket, getiren, zenginlik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
"israil'in iran'a saldırması felaket olur" oguzhan Gündemdeki Haberler 0 09-03-2008 20:05
Cinnet Getiren Işçi Fabrikayı Kana Buladı: 6 ölü! yabanGülü Yurt dısı haberleri 0 06-26-2008 13:50
Kaybedilen organları geri getiren protein! N u M a N Sağlık Bölümü 0 01-18-2008 16:58

MUHAKEME.net

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:19 .

Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Tüm bağışıklıklar ve idelerden bağımsız olan sözcükleri sarfetmeye mahkumdur özgürlük

Muhakeme.net Adsense Gizlilik Politikası

Muhteva.com Religion Blogs - Blog Top Sites Religion Religion Blogs
| İslamiyet | Siyaset | Almanca Eğitim | Müzikler | Sanat Kültür | Kişisel Gelişim | Sesli Kütüphane |
Sayfa 0.12529 saniyede 12 query kullanılarak yaratıldı.