Cuma gününde saat 15.00 te viyana Stephansplatz da Filistin icin yürüyüs yapilacaktir. Bilmeyenleri haberdar etmeniz rica olunur.

CHP'ye 7. ok!

Türkiye Siyaseti icinde CHP'ye 7. ok! konusu , Komünizmin itibarını kaybetmesinden sonra hem Rusya'da hem Doğu Avrupa ülkelerinde komünist partiler faaliyetlerine devam ettiler. Demokrasi lehine kaydedilmesi gereken nokta şu ki, faşist, sosyalist veya komünist rejimlerde tek partinin hâkimiyeti ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 04-29-2008, 20:51   #1
O artık bizden

 
safinaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 2,369
Tesekkür etti: 923
608 Mesajına 938 tesekkür aldı
Tecrübe Puanı: 122 safinaz has a brilliant future
safinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant futuresafinaz has a brilliant future

Thumbs up CHP'ye 7. ok!

Komünizmin itibarını kaybetmesinden sonra hem Rusya'da hem Doğu Avrupa ülkelerinde komünist partiler faaliyetlerine devam ettiler. Demokrasi lehine kaydedilmesi gereken nokta şu ki, faşist, sosyalist veya komünist rejimlerde tek partinin hâkimiyeti söz konusu iken, demokratik rejimin esaslı unsuru çok partili sistemdir.
Siyaset bilimi açısından cevabı aranan bir soru var: Faşist ve komünist rejimler mi tek parti yönetimi öngörür, yoksa tek partili yönetim doğası gereği faşizmi veya komünizmi mi zaruri kılar? Bazı parametreler açısından faşizm ve komünizm arasında fark yoktur, her ikisi de totaliter ve otoriter rejimlerdir, dikta olmadan ayakta duramazlar. Bu durumda soruyu şu şekilde sorabiliriz: Totaliter ve otoriter rejim bizzarure tek partiye mi dayanır, yoksa tek parti yönetimi totaliter ve otoriter rejim olmadan mümkün mü olmaz?

Bu, biraz "tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan" meselesine benzese de aslında öyle değildir. Benim kanaatime göre tek parti yönetimi tabiatı gereği totaliter ve otoriter rejimi öngörür. Haliyle diktatörlük olmadan da tek partiyle rejimi ayakta tutmak mümkün olmaz.

Bu konuyu gündeme getirmemin sebebi, Rusya ve eski komünist ülkelerde, çok partili parlamenter rejim içinde siyasi rekabete katılan komünist ve sosyalist partilerin bir türlü yeni duruma adapte olmamalarıdır. Onların yönetiminde başka partilere izin yoktu, kendileri demokrasi gereği diğer partilerle iktidar yarışına katılabildikleri halde, bir türlü kendilerini diğer partilerle eşit seviyede göremiyorlar. Bu, zamanında ve uzun yıllarca tek tabanca, yönetimi uhdelerinde tutmuş olmalarından değil, bunun yanında kendilerini "devlet kurucu parti" olarak algılamaları ve bu algının yeni duruma intibak etmelerine mani olmasıdır. Eski komünist ve sosyalist partiler "devlet kuran partiler" idi, bu yüzden devleti, dolayısıyla halkı ve siyaseti temellük etmişlerdi, onlar devletin, rejimin ve toplumun sahipleriydi. Yeni durumda diğer partiler seviyesine düştüler. Halktan oy talep ediyorlar, aldıkları oy kadar iktidardan pay alma ve konuşma hakları oluyor. Bu onlarda psikolojik bakımdan uyum probleminin doğmasına sebep olan önemli bir faktördür.

Teşbihte hata olmaz, CHP de benzer bir uyum problemi yaşıyor. Hâlâ CHP'nin övünç vesilesi "devlet kurucu parti" olması ve 27 yıllık tek parti yönetimini tarihinin "altın çağı" görmesidir. Hâlâ siyasette ve idarede ana umdelerini teşkil eden 6 okun içinde "demokrasi" yoktur. Aksine demokrasi CHP'nin yeni duruma uyumunu güçleştirmektedir. CHP'nin önemli sözcüleri, ilk ağızlarını açtıklarında "1950 yılında karşı-devrimin başladığını, rejimin bu tarihten sonra yörüngesinden saptığını" söylemektedirler ki, bunun anlamı, çok partili parlamenter rejime geçişin, yani demokrasinin "temel bir sapma"yı ifade ettiğidir. Oysa rejimde "sapma" olmamıştır, ülke "tek partili rejim"den "çok partili demokratik rejim"e geçmiş, yani rejim değiştirmiştir. CHP bu değişikliği kabullenemiyor.

Yine teşbihte hata olmasın, 32. Olağan Kurultay münasebetiyle duvarlara asılan afişlerde "din bizim, devlet bizim, millet bizim; sen aradan çekil!" yazmaları CHP'lilerin hâlâ tek parti rüyası görmeye devam ettiklerini ve geçen yüzyılın iki büyük totaliter rejimi olan faşizm ve komünizmin hükümferma olduğu dönemin özlemi içinde olduklarını gösteriyor. Tek parti yönetimini esas alan söz konusu rejimler devleti, milleti, siyaseti temellük etmişlerdi; CHP bunlara "din"i de dahil etmektedir.

CHP acaba kimin aradan çekilmesini istiyor? Tabii ki "diğer partileri", kendisi dışındaki parti seçmenini, yani ona oy vermemiş olan toplumun yüzde 80'ini. CHP ile diğer partiler arasındaki fark şu: Bu partiler kendilerini salt siyasi parti görüyorlar, iktidarın şiddet kullanılmadan ve seçim yoluyla el değiştirmesini kabul ediyorlar. CHP ise kendini devletin partisi, dolayısıyla dinin ve milletin sahibi/efendisi görüyor, bir türlü yeni döneme adapte olamıyor. CHP'nin yapması gereken tek şey var, 6 oka yedincisini ilave etmek. O da "demokrasi" olmalı.


28 Nisan 2008, Pazartesi


Ali Bulaç
safinaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Tags
chpye, ok_

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı

Muhakeme,islami ve kültürel forum
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:37 .

Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Tüm bağışıklıklar ve idelerden bağımsız olan sözcükleri sarfetmeye mahkumdur özgürlük
Sitemizdeki Materyallerin Kaynak Belirtilmeden Başka Sitelerde Yayınlanması Yasaktır.
Sitemiz En İyi Internet Explorer 7, En Hızlı Mozilla Firefox +2.0 ve 1024x768 Ekran Çözünürlüğünden Görüntülenebilir.
| İslamiyet | Siyaset | Almanca Eğitim | Sanat Kültür | Kişisel Gelişim | Sesli Kütüphane |